Aşk bitmek zorundaydı. O kadardı işte. Herkes bu gerçeği bildiği halde âşık olmayı sürdürüyordu.
Galiba hayat da benzerdi. Hepimiz bir gün bitmesi gerektiğini biliyor ama sonsuza dek yaşayacakmış gibi davranmaya devam ediyorduk. Aşk gibi hayat da güzeldi çünkü bitmesi gerekiyordu.
Hayatım bitiyordu ve arayacak kadar önemsediğim kimsem yoktu. İnsanlar arasında yaşamış, bir sürü bağ kurmuştum ama nihayetinde hepsi incecikti. Hayatının sonunda böyle bir algıya varmak gerçekten çok -gereğinden fazla- bunaltıcı bir histi.
Bir kıza âşık olmuştum. Onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. Bir sabah, treni kaçırdım. Âşık olmaktan vazgeçtim. Kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim.