Elif Şafak'ın bu kitabı kitaplığımdaki diğer kitaplarla karşılaşsaydı ne olurdu? ytbe.one/VGYcmopyu4s
Elif Şafak'ın son romanı. Kendi adıma da ona ait kitaplardan okuduğum ilk ve son roman olmuş oldu maalesef. Hatta hep beraber heceleyebiliriz bu romanın yazılma nedenini : Ti-ca-ri kay-gı.
Kitapta geçen bazı cümleleri her ne kadar beğenmiş olsam da bu kitap tam bir Türk dizisi kıvamında. Çünkü her şey yüzeysel. Aşırılıklardan kaçmak isteyip de farklı olmayı arzulayan, üçüncü yoldan gideyim derken aşırı sıkıcı ve sıradan bir yazara dönüşen, aynı zamanda da yapay bir heyecana sahip biri gibi hissettim kendisini. İnternete, Türkiye'de en çok konuşulan konular enter yazıp din, İslam, ateizm, Mevlana, bomba, patlama, silahlı baskın, muhafazakar, laik, tarikat, siyaset, spor, yobaz, günahkar, kadın hakları, bekaret, evlilik, feminizm, eşitlik, adalet vs. gibi anahtar kelimeleri derleyip bir kitap çıkarmış gibi bence. Bu yönüyle tam bir ticari odaklı roman olduğunu düşündüm. Çünkü neredeyse her kesimden insana ve ideolojiye yönelik kelimeler mevcut. Hatta romanda inanan kişinin karşıtı inanmayan olarak değil de, "günahkar" olarak düşünülmüş. Bak sen.
"Büyük skandal! Az sonra! Sakın kaçırmayın!" gibi bağıran fakat sonrasında hiçbir şey çıkmayıp size programı izletmeyi başarmış olan magazin programları kıvamında aynı zamanda. Skandal diye diye sizi kitapta tutmaya çalışıyor fakat sonrasında skandalı gördüğünüz zaman magazin programlarını izlediğiniz anda verdiğiniz tepkiyi veriyorsunuz. Yani televizyonu kapatmak istiyorsunuz. Kitabın sonları ve olayla alakasız bir başka bir olay da kalitesiz Amerikan filmlerinin sonu kıvamında. Kitapta varmanın değil yollarda olabilmenin önemli olduğunu savunuyor sayın "Shafak" fakat kitabını oluşturan yola sadık kalmamış, saçma bir
Biyografik bir kitap zaten yazar da gayet güzel anlatmış. Yıllardır beni şaşırtan bı gerçeklikte var ki buna kitabın sonlarında rastladım ve beni gerçekten üzdü bu kadar zulüm gören bir topluluk ki bunun içinde büyük zulüm gören kitabımızın baş karakterleri de dahil kamptan kurtulduktan sonra rahata erince direk İsrail devleti kurma yani bir başka milletin toprağına konma projesini ciddi anlamda destekliyor ki şu anda Filistinde ki halka karşı zulmü açık net olarak görüyoruz.
Demem o ki bunca acıyı yaşamış bir topluluk bir başka topluluğa zulmediyor. Akıl alır şey değil.
Cümlelerin fazla yalınlıkta seyrettiği bir Elif Şafak romanı. Günümüz insanının okurken hiç sıkılmadan ilerleyebileceği akıcı bir kitap.
Kitabın çok ilgi çeken konulara yöneldiği alenen ortada. Bu kitabı okudukça okuyasım geldi. Bir yerinde kimsenin Tanrı'yı tanımaya çalışmadığı, sorgulamanın ne kadar önemli olduğunu, dindarlık kavramının yobazlığa dönmesinin sebepleri Peri ve ailesinin üzerinden anlatılıyor. Babası ile annesi tamamen zıt karakterler olduğu için ve bu zıtlığın en büyük kaynağı din olduğundan daha çocukken kafası karışık büyüyor Peri. Abisinin 80 darbesinde okuduğu kitaplar yüzünden linç edilmesi onu çok etkiliyor. Beni de... Bir insanı okuduğu ya da düşündüğü birtakım fikirler için yargılamak ne kadar doğru ki?
Peri bana benziyordu. Bir tarafta dinin dogmatikliği, bir tarafta sorgulanabilir oluşu... Bunlar kafa karıştırıcıydı ve Peri'nin kafası da hep karışık olacaktı.
Oxford üniversitesine başlamasıyla hayatına yeni kafa karışıklıkları giriyor Peri'nin. Şirin ile tanışıyor, Şirin babasına benziyor fakat babasından daha çok bilgili daha çok okumuş ve fazlasıyla uçarı. Mona, annesine benziyor Peri'nin aslında daha çok dini sorgulayan kesimden, sorgulamış ve inanmış bir arkadaşı. Ve en önemlisi sanırım Azur. Profesör Azur ise sıradışı bir insan, sıradışı yöntemleri var ve bence sıradışı bir ders veriyor. Tanrı. Buna neden sıradışı dediğimi açıklayayım. Bugün toplumumuzda Tanrı gibi bir ders bulunsa heralde "Tanrı'nın nimetleri" "Tanrı'nın lütufları" gibi konular gündemde olur. Fakat bu ders başka. Tanrı ve felsefe. Tanrı ve sorgulanabilirlik... Kitapta anlatıldığında böyle bir ders olmasını kalpten diledim. Tasvirler, sorular... kitap her anlamda ilgimi çekti diyebilirim.
Olaylar nasıl gelişti, Peri Oxford'da ne yaptı, döndüğünde ne oldu kısmından ziyade
Kitabın seveni de çok sevmeyeni de çok. Ben sevdim akıcı bir kitap tavsiye ederim. Konusu müslümanlık ve din algısı.Elif Safak severler bu kitabida cok sevecektir.
Okuduğum ilk ve son elif şafak kitabı idi bitsin diye acı çektiğim bir kitap akıcı değil aldıgıma çok pişman oldum asla okumak istemiyorum elif şafak kitabı