Kitaba başlarken bir korku hikayesi okuyacağımı düşünmüştüm. Ancak sayfalar ilerledikçe, hikayenin beklediğim türde bir korku anlatısından ziyade karmaşık bir olay örgüsüne sahip olduğunu fark ettim.
Yazarın dili oldukça akıcı ve anlaşılır, bu yönüyle kitabı okumak kolaydı. Ancak hikayenin ilerleyişi zaman zaman karışık geldi. Özellikle doğaüstü yaratıklar, dünya gezegeni ve güneş sistemi gibi birbirinden farklı temaların bir arada yer alması, konular arasında bağlantı kurmayı zorlaştırdı. Bu durum kitabın temposunu düşürdü ve odaklanmayı zorlaştırdı okurken keyif aldığım acaba şimdi ne olucak dediğim yerler oldu olmadı değil fakat konu dan konuya geçiş olunca içimde ki o merakta gitti açıkçası.
Korku unsurları bakımından ise kitap, bende beklediğim gerilim duygusunu pek uyandırmadı. Daha çok bilim kurguya ve fantastik öğelere yaklaşan bir anlatım vardı. Bu nedenle kitabın türüyle ilgili beklentimle okuduklarım arasında bir uyumsuzluk hissettim.
Genel olarak Sınırdaki Ev, ilginç fikirlerin bir araya getirildiği, fakat kurgusal açıdan biraz dağınık bir eser olarak değerlendirilebilir. Yazarın anlatım tarzı güçlü olsa da, hikayenin derinliği ve bütünlüğü açısından daha net bir yapı tercih edilebilirdi.
Hayatla kendisi arasında bir şeyler oluyordu,kendisi bir yandaydı,hayatsa öbür yanda,kendisi hep onun üstesinden gelmek istiyordu,hayat da onun üstesinden gelmek istiyordu.
Dikkat Spoiler İçerir!!
Hiç sahip olmadığınız bir sevgiyi özlediniz mi?
Albino olan küçük Lilly’nin hikâyesi daha doğduğu anda başlıyor. Annesi tarafından sevilmeyen, çirkin bulunan Lilly, sirke satılıyor ve orada istismara uğruyor. Yaşadığı tüm kötülüklere rağmen, aynı zamanda aşkı ve sevilmeyi de keşfediyor.
Bu hikâyeyi okurken kalbim kırıldı; Lilly’yi sarıp sarmalamak, onu bütün kötülüklerden korumak istedim.
Kitapta bir de Julia var. Onun hikâyesi farklı bir zamanda geçiyor. Sevgisiz büyüyen bu genç kızın, aslında Lilly’nin kızı olduğunu ilerleyen sayfalarda öğreniyoruz. Bu bağ kitabı çok daha derin ve sarsıcı bir hale getiriyor.
Yazarın betimlemeleri o kadar güçlü ki okurken kendimi bir film izliyormuş gibi hissettim. Onun kalemiyle ilk kez tanıştım ama son olmayacak.
Bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Ama küçük bir uyarı: peçetelerinizi hazır bulundurun, çünkü sayfalar gözyaşlarınızla ıslanabilir.
İyi okumalar