Kitap çok iyi yazılmış,akıcı,hiç sıkmayan bir kitap,tıp tarihini çok iyi anlatmış.Kadının reddetmesi veya toplumun dayattığı rollere karşı çıkması bir "karakter özelliği" değil, bir "hastalık" olarak görüldüğü dönemleri anlatıyor. Bence hala bu fikirde olan dünyanın her yerinde insanlar vardır.Kasap’ta da okuduğumuz gibi, kendi fikirleri olan güçlü kadınlar, "normal" olmadıkları gerekçesiyle kliniklere kapatıldı. Bu, aslında politik bir susturma yönteminin tıbbi bir maske takmış hali bence.Bu Amerikada geçen bir hikaye ve 18 ve 19 yüzyılda jino-psikyatri adı altında kasaplık yapmış bir doktoru anlatıyor ,acı olan ise böyle birinin gerçekte var olması,kitap o doktordan esinlenerek yazılmış.Acının sadece coğrafi veya kültürel değil, sistemik (tıp, din ve ataerkil yapılar eliyle) olabileceğini gösteriyor. Kadın bedeni üzerindeki kontrolün, "ilerleme" adı altında nasıl bir işkenceye dönüştüğünü sergiliyor.Kadının çektiği acılar,itaat etme ,kimliksizlik ,çok acıydı gerçekten.Dünyada hala bunun izlerinin oluyor olması çok daha acı…