Cengiz Aytmatov-Cemile
4/5
Bu kitabı aldığım günden itibaren bir türlü okuyamıyordum… Ya başlıyordum bir kaç sayfa sonra bırakıyordum ya da okumaya başlayacağım hep başka kitabı öne alıp, okumayı erteliyordum. Sonunda ama okudum
Yazarla ilk tanışma hikayem, çocuk yaşlarımda ilk okuldaki, ders kitapımızda “Mankurt”lar hakkında yazılmış bir hikayeydi. Araştırmalar yaptığımızda öğrendik ki, Cengiz Aytmatovun yazdığı eserlerde Kırgız destanlarından yararlanarak güncelleştirdikleri bir kişiliktir. O zamandan beri aklımda hep öyle kazındı. İsmini duyduğumda “Mankurt karakteri var kitaplarında” diyordum, küçükken.
Kalemiyle tanışmaksa, “Cemile” eserine vesile oldu. Aşırı akıcı bir kitabdı. Çok kısa, kendini okuttukca okutan, sayfaların nasıl gelip geçtiğini anlamadığınız, tasvirlerle insanı kitabın içine çekip yaşatan bir eser. Aytmatov, eserlerinde doğayı, vatanı, sevgiyi, bir çok yaşanması, düşünmesi insana mutluluk getiren duygu ve görüntüyü anlatmayı seviyor. Okurken bir taraftan beni kendini çekerken, bir taraftanda, beni yorduğu zaman zaman oldu.
Kitapta, savaş zamanı köyde olan askere gitmeye yaşı yeten erkeklerin savaşa gitmesiyle, köydeki işlerin kadınlara kalmasıyla, köyün güzel kızı Cemile ile tanışıyoruz. Cemile, Sadık ile evli ve askerde olan kocasının yolunu bekliyor.Eşinden hep mektupların geldiğini duyan Cemile büyük heyecanla ona yazılan kısma gelince hep, bir burukluk, hayal kırıklığı kalbine dolar. Kiçene Bala diye seslendiği kaynı ile beraber çalışmaya başlayan Cemile yeni savaştan dönen Danyar ile tanışır. Danyarın en büyük aşkı vatanıdır ve bu kısmı kitapta o kadar muhteşem anlatmışlar kii!!Güzel kızımız olan Cemile, neşesiyle, enerjisiyle, güzelliğiyle, çalışkanlığıyla ve s. hep köyün dilindedir. Ama bir kısım var ki, Cemileyi her kesle özellikle o