Xanım Şəbi

Xanım Şəbi
@Lyasol
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sözeller sözel olmayan hakkında şüphe içindedirler; rasyonalister mevcut rasyonel olmayan gerçekten korkarlar; entellektüeller ise gözlerimizle (veya başka bir yoldan) algıladığımız öyle olmakla bize yabancıdır ve bizi ‘derinden etkilemesi gerekmez’ hissindedirler.
Eğitimin sadece söze dayandığı bir dünyada yüksek eğitim görmüş insanlar kelimeler ve fikirler dışındaki şeylere ciddi dikkat atfetmeyi imkansız buluyorlar. Bilimcilerin tek önemli sorun kabul ettikleri şeyin aptalca araştırılması için her zaman para ve doktorlar olacaktır; Kim, kimi, ne zaman, neyi söylerken etkiledi? Bu teknoloji çağında bile söze dayanan insani ilimler onurlandırılır. Söze dayanmayanlar, varlığımızın mevcut gerçeklerinin doğrudan farkına varma sanatları, o neredeyse tamamen gözardı edilir. Bir katalog, bir öz-yaşam öyküsü, üçüncü sınıf bir şairin tanımlayıcı baskısı, bütün indeksleri bitirecek aptalca bir indeks -herhangi hakiki bir İskenderiye projesi kesinlikle onay ve mali destek bulacakür. Ama iş; siz ve ben, çocuklarımız ve torunlarımız nasıl daha fazla algılayıcı hale gelebilirler, iç ve dış gerçekliğin daha yoğun farkına varabilirler. Ruha daha açık olabilirler, psikolojik kötü uygulamalar sonucunda kendimizi fiziksel olarak hasta etmekten nasıl kurtulabiliriz, kendi otonom sinir sistemimizi nasıl daha çok denetleyebiliriz - iş herhangi bir biçimdeki söze dayanmayan, isveç mibzerinden daha esas (ve pratik faydalı olmaya daha yatkın) eğitime geldiğinde gerçekten saygın bir üniversite veya kilisedeki gerçekten saygın biri hiçbir şey yapmayacaktır.
Entellektüel için ise tanım gereği. “Goethe’nin deyimiyle ‘sözcüğün esasen verimli’ olduğunu kabul eden insan için demek. O gözlerimizle algıladığımız öyle olmasıyla bize yabancıdır ve bizi derinden etkilemesi gerekmez” şeklinde hisseden insandır. Ve hatta her ne kadar kendisi de bir entellektüel ve lisanın üstün ustalarından biriyse de, Goethe kendi kelime değerlendirişini her zaman onaylamadı. “Çok fazla” diye yazıyordu orta yaşlarında “konuşuyoruz. Daha az konuşup daha çok çizmeliyiz. Kişisel olarak konuşmayı tamamen reddetmeyi ve organik Doğa gibi söyleyeceğim her şeyi çizimlerle iletmeyi isterdim. Şu incir ağacı, bu küçük yılan, pencere pervazımdaki sessizce geleceğini bekleyen koza - bunların hepsi önemli işaretlerdir. Bunların anlamlarını doğru olarak çözmeyi başarabilen bir insan kısa süre sonra yazılı veya sözlü kelimeden tamamen vazgeçebilir. Düşündükçe konuşmayı boş, bayağı ve hatta (söylemeye kışkırtılıyorum) züppece buluyorum. Aksine, Doğanın ağırlığı ve sessizliği nasıl şaşırtır sizi, onunla, kafanız karışmamış, yüzyüze geldiğinizde, kıraç bir bayırın karşısında veya yaşlı tepelerin yalnızlığında”. Lisan ve diğer semboller sisteminden asla vazgeçemeyiz; çünkü sadece ve sadece onlar aracılığıyla kendimizi barbarların üstüne insan seviyesine çıkardık.