O kadar güzel bir gün vaad edip sanki neden
Pelerin giydirmeden yola çıkardın beni?
İndi de kem bulutlar yarı yola gelmeden,
Hain duman gizledi senin alp görkemini.
Bora görmüş yüzümü yağmurlar ıslatınca
Yetmez bulutu delip kurulamağa koşman;
Övgü olmaz yarayı iyi eden ilaca
Utanç denen illete olamıyorsa derman.
Senin utanman benim yüreğimi dağlamaz;
Sen pişmanlık duysan da olanlar yalnız bana;
Suçlunun üzüntüsü, pek teselli sağlamaz
O suçun çarmıhını sırtında taşıyana.
Ah, sevginden dökülen o inci gibi yaşlar:
Onlarda şerre fidye, illetlere deva var.
Benim ömrüm bitince hâlâ yaşıyorsan sen,
Hoyrat ölüm gömünce kemiklerimi yere,
Talihin cilvesiyle bir göz atmak istersen
Ölmüş dostundan kalan zavallı dizelere,
Karşılaştır hepsini bugünkü yapıtlarla:
Çok gerisinde onlar ustaca yazanların;
Onları şiir diye değil, aşk için sakla:
Katına çıkamazlar bahtiyar ozanların.
İçinden geliyorsa bana söyle şunları:
“Güçlenseydi dostumun Esin Perisi hele,
Yaratısı aşardı aşkından doğanları,
Allı pullu yürürdü yüksek rütbelilerle;
Ama o öldü, yeni ozanlar ondan üstün:
Onlarda sanat, dostta aşk okuyorum bugün.
”