Türkiye’de iki şey hemen göze çarpıyor: Biri farklılığa olan alerji (bkz. Nüri Bilge Ceylan’ın Türk halkı üzerindeki gözlemleri), ikincisi de kamusal alanla bireysel alan arasındaki farklılık, tam bir iyi yüzlülük.
Yalancı yaşamlar mekanı ve bir sürü kağıt Papalagi’yi bügün hak ettiği yere getirmiştir: Gerçek olmayanı sevip gerçek olanı ayırt edemez olmuştur; yani suretini Ay’ın kendisi sanan, yazılı hasırı yaşamın yerine koyan güçsüz, kafası karışmış insanlar.
Makinelerinin hemen hepsi, onu hedefe daha hızlı götürmeye yarar. Ama bir kez hedefe vardı mı, yeni hedefler çağırır onu bu kez. Böylece Papalagi, yaşamı boyunca durup didinmeksizin koşturur durur.