Bu kitabı 2 yönden değerlendirmek gerekir.
1- Yazıldığı döneme göre değerlendirildiğinde umuma yazılan değil prense, yöneticiye yönelik yazılmıştır. Verdiği önerilere bakınca yönetebilmek uğruna ahlak, ilke dürüstlük gibi birçok erdemi kenara bırakıp gücün devamı için ne gerekiyorsa yapılmasını telkin ediyor.
2- Kitap artık herkesin kullanımına açık olduğu için siyasetçilerin yönetebilmek adına yapabileceği her türlü ilkesizlik adına toplumda farkındalık oluşturabilecek kadar kıymetli bir eser.
Aradan geçen bunca zamana rağmen içerdiği düşünceler ile hala güncelliğini koruyan bir eser.
Yalnızlık
hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle
gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta.
Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir
leke yalnızlık denilen.
"Adalet mi? Adalet yalnızca değer yargılarıdır. Hiç savaş görmemiş bir çocukla, barış yaşamaya hiç fırsat bulamamış bir çocuğun adalet anlayışı arasında dağlar kadar fark vardır. Değer yargıları birbirine neredeyse taban tabana zıttır. Biri için cinayet, katliam ve terör anlamına gelen şey, diğeri için direniş, zafer ve savunma anlamına gelebilir. Ama evet haklısın kazanan adalet olacak. Çünkü zaferi kazanan adaleti savunduğunu iddia edecek ve tarihi bu şekilde yazacak..."