Devlet, bireyi daha yüce ve bağımsız bir güç olarak tanıyıp, tüm gücünü ve yetkisini ondan aldığını kabul edip, bireye ona göre davranana kadar asla özgür ve aydın bir Devlet olamaz.
Bana, "Ya paran ya canın," diyen bir hükümetle karşı karşıya geldiğim zaman ne diye hemencecik paramı ona vereyim? Hükümet büyük bir darboğaza girmiş ve ne yapacağını bilmiyor olabilir: Ona ben yardım edemem. Ancak kendi kendisine yardım edebilir, yaptığımı yapabilir. Bunun için ağlayıp sızlanma zahmetine değmez. Toplum makinesinin başarılı bir şekilde çalışmasından mesul değilim.
Sonuçta Devlet kimsenin sağduyusuyla, aklıyla veya ahlaki kaideleriyle kasıtlı olarak uğraşmaz, ancak bedeni ve duyularıyla uğraşır. Devletin üstün bir zekâsı ya da şerefi yoktur, onun üstün fiziksel bir gücü vardır. Bu dünyaya baskı altında yaşamaya gelmedim. Kendi isteklerime göre yaşayacağım. Görelim bakalım kimmiş güçlü? Bir kalabalığın ne gücü var ki? Onlar, beni sadece benden daha üstün olan bir kudrete itaat etmeye zorlayabilirler. Onlar gibi olmam için beni zorluyorlar. İnsan yığınlarının insanları şu ya da bu şekilde yaşamaya zorlamalarını aklım almıyor. Ne biçim bir hayat olur ki öylesi?