Bir yaşamdı bu, demek isterdim. Ama bu yaşam üzerine bir yargıya varılmaz ki, bir taslakti sadece; zamanımı sonsuzluğa yatırım yapmakla geçirmiştim ben, hiçbir şey anlamamıştım. Ama hiç bir şey özlemiyorum artık: oysaki özleyeceğim pek çok şey vardı, manzanillanin tadı veya yazları, Kadiz yakınlarındaki küçük bir koyda aldığım deniz banyoları gibi; ama ölüm her şeyin duyusunu silmişti artık.
Milyonlarca yıl boyunca süren bir gelişimde bana en az ilginç gelen insandır. Yalnızca en ilginç olan değil ne yazık ki en hantal olanı da insandır. Zariflik; işte benim için en temel ve içinde güzelliği barındıran kavram budur. Zarafet evrenin akıl sır ermez yasalarıyla uyum içinde yaşayan yaratıkların özelliğidir. Koşmakta olan tilkinin ben bilinci yoktur; o vardır ve bütün yaşam enerjisini baskın olarak var olmak üzerine yoğunlaştırmıştır. Koştuğu zaman güzeldir, şıktır, zariflikle yüklüdür. Bu nedenle bir tilkinin suratı beni genellikle bir tablodan daha çok heycanlandırmıştır. Bir insan yapıtı olan tablo, beni heyecanlandırmak için gizemin ifadesini, uyumun ve bilinçsizliğin cilvesini içinde barındırmalıdır. Oysa insan hantaldır çünkü baskın bir biçimde ben bilincine sahiptir. Doğal olarak zarafet içinde olan bebekler ve hayvanlar bu ben bilincine sahip değillerdir.
Yetişkinlerin savaştığı, bombalar attığı, birbirini kesip doğradığı, acımasızlığın kol gezdiği bir dünyada gençlerin yurtsever, dine bağlı, uslu, terbiyeli olmaları söz konusu değil..