MEM ARYAN

Sömürgelerdeki kilise, beyaz adamın kilisesidir, yabancıların kilisesidir. Bu kilise, sömürge halkını Tanrı yoluna değil, beyaz adamın yoluna, efendinin yoluna, ezenin yoluna çağırır...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir savaşçının silahı, onun insanlığıdır...
Tatlı dil şiddetin izlerini silemez, ancak şiddet onları yok edebilir. Sömürgeleştirilen, ancak sömürgeciliği silahla sürüp atarak sömürge nevrozundan kurtulabilir. Kaybettiği berraklık ve açıklığa ancak öfkesi patladığında yeniden kavuşabilir. Kendini yarattığı ölçüde kendini tanıyabilir. Uzaktan bakınca onların savaşını barbarlığın zaferi olarak görüyoruz, ama onlar savaşçıyı adım adım özgürleştirmeye kendi başlarına girişiyor, sömürge karanlığını savaşın içinde ve dışında adım adım tasfiye ediyorlar. Savaş başlar başlamaz acımasızdır. Ya korkacaksın ya korkutucu olacaksın: yani ya hileli bir yaşamın ayrıştırmalarına teslim olacaksın ya da kendi yerli toprağının birliğini fethedeceksin... Sartre
Metropol solu rahatsız: Yerlilerin gerçek kaderinin, maruz kaldıkları acımasız baskının farkında, isyanlarını kınamıyor, bunu kışkırtmak için elimizden geleni yaptığımızı biliyor. Ama bu durumda bile sınırlar olduğunu düşünüyor: Bu gerillalar, benimsenmek için şövalyece davranmalılar; insan olduklarını kanıtlamalarının en iyi yolu bu. Bazen sol onları ayıplıyor: "Fazla ileri gidiyorsunuz, sizi daha fazla desteklemeyiz." Yerliler onların desteğini hiç mi hiç aldırmıyorlar; bu desteği alıp bir taraflarına sokabilirler, değeri bu kadar!
Çaresizlik dönemlerinde duyulan çılgınca öldürme isteğinin sömürge insanının kolektif bilinçaltı olduğunu anlayacaksınız... Sartre