Sonrası
annemin ağıtları...
Çiçek ekmeyi bilmez annem
Dizinde uyutmayı bilir.
Gecenin bu saatlerin uyusam dizinde Saçlarımı okşasa ben ölsem...
Sonrası
Sonrası da ölüm...
Bu kitap, bir yokluğun hatıra defteri.
Kanı yavaşça içimize sızan boşluklara, dudaklarımızdan düşen yarım cümlelere, ve hiç doğmamış isimlerin küskün eksikliklerine adandı.
Kimseye teselli borcu yok bu satırların.
Bir avuntu vaat etmiyor, bir mucize de... Sadece, kendi yankısını dinlemeyi göze alan ruhlara açılmış küçük bir masa; üstünde biraz sessizlik, biraz gece ve belki kırık bir bardak kadar huzur.
Burada dinlenmek serbest; burada yaralarınızla oturabilirsiniz.
Çünkü bazen en büyük iyileşme, acıya dokunmadan onunla aynı sandalyeye oturmaktır.
— Artık yalnız okuyucu değil, tanıksın.
Kendi içinin labirentine, küflü kelimelerle yazılmış sessizliğin en derin odasına
götürüyorum seni. Burada kelimeler dua gibi başlamaz, yara gibi sızar.
Mem'in isimsiz yankısı hâlâ duvarlarda.
Şimdi giriyoruz... Mem AryanOda Yüz On Üç
Artık yalnız okuyucu değil, tanıksın.
Kendi içinin labirentine, küflü kelimelerle yazılmış sessizliğin en derin odasına
götürüyorum seni.
Burada kelimeler dua gibi başlamaz; yara gibi sızar.
Mem'in isimsiz yankısı hâlâ duvarlarda.
Şimdi giriyoruz...
İnançlar, unutulmuş heykellerin çatlaklarında uyuyor ve eller
dokunduğu her şeyi biraz daha eksiltiyor.
Aşk, yalnızca rüzgârın saçtığı bir küldü dokundukça dağılan