Mozaik sanatından bahsederken;
- "Neye benziyor?"
- "Kırık cam parçalarına."
- "Sizce kırılan şeyler onarılabilir mi?"
- "Hayır" dedim düşünmeden. "Kırılan hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmaz."
- "Ama belki de daha iyisi olur."
- "Daha iyi olması için kırıldığını bilmemesi gerekirdi. Ama kendi özünden kopup kaybolacak kadar kırılmışsa bunu nasıl unutacak ki?"
- "Kimse onlardan unutmasını istemiyor. Bak özünden kopup kaybolmuş, kendi başına hiçbir şeye benzemiyor ama yine de tüm gücüyle parlıyor. Hala güzel bir şeyin parçası olabilir, doğru yere yerleşirse eskisinden daha çok parlayabilir. Bak, bütün bu kırık desenler birleştiğinde bir anlam ifade ediyor. Tek yapman gereken onları doğru yere koymak."
Herkesin görebildiği zaferi görmek, mükemmellik değildir. Savaşı kazandığınızda herkes "mükemmel" dese de bu mükemmellik değildir. Bir sonbahar tüyünü kaldırmak aşırı güçlülük demek değildir; güneşi ve ayı görmek gözü keskin görüyor demek değildir; gök gürültüsünün sesini duymak hassas bir kulağa sahip olmak demek değildir.
Hem kendini hem düşmanı tanıyan, her savaşı kazanır. Kendini tanır ama düşmanı tanımazsa bir zafer kazanır bir yenilgiye uğrar. Ne düşmanı ne de kendini tanımıyorsa her savaşta yenilir.