Estetik aşamada bulunan biri hep günü gününe yaşar ve has peşinde koşar. Bir şeyin iyi olması güzel, hos ya da keyif verici olması demektir. Böyle bir insanın tümüyle duygular dünyasında yaşadığını söyleyebiliriz. Estetik eğilimli insan hazlarının ve ruh hallerinin eline bir oyuncak gibidir. Sıkıcı gelen her şey kötüdür onun için.
Kierkegaard’a göre varoluşun üç biçimi olabilir. Kendi kullandığı sözcüklerle bu üç aşama şunlardır: estetik aşama, etik aşama ve dini aşama. Aşama sözcüğünü kullanmakla, ilk iki aşamada bulunan bir insanın ani bir sıçramayla daha yüksek bir aşamaya geçmesini mümkün olduğunda da belirtmek istiyor.
Dünya tini önce bireyde kendi bilincine varır. Hegel buna öznel diyor. Daha yüksek bilgi bilinci ise aile, toplum ve devlette ulaşır. Hegel buna nesnel akıl demiştir. Çünkü insanların karşılıklı ilişkilerini ortaya çıkan bir akıldır bu. Ama üçüncü bir aşama daha var. Dünya tini kendini tanımanın en yüksek biçimde mutlak akıl ulaşır. Ve bu mutlak akıl sanat, din ve felsefedir. Bunların arasında da aklın en yüksek biçimi felsefe oluşturur. Çünkü felsefe aracılığıyla dünya tini tarihteki kendi rolü üzerinde düşünmektedir. Yani ancak felsefede kendi kendisiyle karşılaşır. Bu açıdan felsefeyi dünya dininin aynası sayabiliriz.