Mazrim Taim

Mazrim Taim
@MHael
Life before death. Strength before weakness. Journey before destination.
7 okur puanı
Ekim 2015 tarihinde katıldı
Reklam
Öfkesi geçen Robert Jordan, şimdi her fırtınada olduğu gibi heyecana kapılmıştı. Bir tipi, bir tayfun, aniden bastıran bir boran, bir tropikal fırtına ya da dağlardaki bir yaz sağanağı başka hiç bir şeyin veremeyeceği bir coşku verirdi ona. Bir savaş heyecanı gibi bir şeydi, temiz olması dışında.Savaşta esip duran bir yel vardır, ama kızgın, sıcak bir yeldir bu; dudaklarımız gibi kurumuş ve sıcak; ağır ağır eser, sımsıcak kirli kirli; bir patlak verir, sonra da o gün savaştaki talihimizi de yanına alıp söner gider. Bu rüzgarı çok iyi biliyordu Robert Jordan.
"Kendimi," dedi ona Gölge. "kendine has bir mantığı olan bir dünyadaymışım gibi hissediyorum. Kendi kuralları var. Bir rüyada olduğunda, orada bozmaman gereken kurallar olduğunu bilmen gibi bir şey. Ne demek olduklarını bilmesen de. Biliyor musun , onu kabul ediyorum?"
On iki saatlik bir gün bitirmiştim. Paltomu giyip bir sigara yakmış, bodrumun merdivenlerini çıkıyordum. Holde ilerleyip kapıya doğru yürürken patronun sesini duydum. "Chinaski!" "Evet?" "Buraya gel." Patron çok pahalı bir puro tüttürüyor, dinlenmiş görünüyordu. "Bu benim dostum. Corras Gentry." Corras Gentry de pahalı bir puro içiyordu. "Bay Gentry de bir yazar. Yazmakla çok ilgili. Senin bir yazar olduğunu söyleyince seni tanımak istedi. Bir mahzuru yok değil mi ?" "Mahzuru yok" İkisi de karşıma oturmuş, purolarını tüttürüp bana bakıyorlardı. Bir kaç dakika geçti. Duman çektiler, dumanı üflediler, bana baktılar. "Gidebilir miyim şimdi" diye sordum. "Olur " dedi patronum. Ofiste olanlar aklımdan gitmiyordu. O pahalı purolar, şık elbiseler. Kanlı biftekler ve malikanelerin uzun girişlerini hayal ettim. Refah. Avrupa'ya seyahatler. Güzel kadınlar. Benden çok mu zekiydiler? Tek fark paraydı, ve onu elde etme isteği. Bende yapardım! para biriktirecektim. Bir fikir yakalayıp kredi alacaktım. İnsanları işe alıp, kovacaktım. Masamın çekmecesinde viski bulunduracaktım. İri göğüslü, köşedeki gazeteci çocuğun pantolonuna boşalacağı bir kıça sahip bir karım olacaktı. Ona ihanet edecektim ve o bunu bilecek ama servetimden yararlanmak için kabullenecekti. Yüzlerindeki hayal kırıklığını görmek için insanları işten atacaktım. Hak etmedikleri halde kadınların işine son verecektim. İnsanların ihtiyacı olan şey duydu: ümit. Ümitsizlikti insanları çaresiz yapan. Beş sentlik gofretlerle beslendiğim günleri anımsadım. Ama açlık insanın sanatına katkıda bulunmuyordu. Zedeliyordu sadece. İnsan ruhunun kökleri midedir. Güzel bir bifteği midene indirip viskini içmişsen beş sentlik gofretle beslenen adamdan çok daha iyi yazarsın. Aç sanatçı ifadesi bir aldatmacadır. Her şeyin bir aldatmaca