Şunu söyleyerek başlamalıyım ki, kitap hakkında söyleyeceğim hiç birşey objektifliğe yaklaşamayacak.
Şimdiye kadar her yerde gördüğüm için nedensiz bir şekilde kendisinden uzak durmuştum, büyük hata yapmışım.
Üstad, zaten insanın iç dünyasını tasvir etmek konusunda zirvelerde gezen bir yazar olduğu için muhteşem bir anlatıma daha imza atmış.
İçinde kendimle ilgili birçok şey bulduğum için aşırı nesnel bir inceleme olacak. Son derece bilinçli olarak o kadar yavaş okudum ki kitabı, tüm cümlelerini sanki başka anlamları da varmış gibi inceledim. Yüzlerce alıntı yapmak istedim. İnsanın içinde, dolup taşan fakat dışına çıkamayan bambaşka bir dünya olduğunda neler hissettiğini çok başarılı şekilde hissettiriyor. Gerçek bir insanın gerçek bir hayatını ve içinde yaşattıklarını o kadar gerçekçi anlatmış ki, sanki Raif Efendi size içini döküyor.
"Bir insana bir insan herhalde yeterdi." cümlesi aslında bir insanın bir insan kaybettiğinde neler hissedebileceğini çok çarpıcı olarak anlatabiliyor. Yeteri kadar ağlamamış gözleri ıslatabileceğinden şüphem yok.
Kendi kendime bile söyleyemediğim şeyler olduğunu öğretti bu kitap...
Yazarın kendi dediği gibi "uzun hikaye" ama yüzlerce sayfadan daha dolu bir eser.
Kesinlikle okunmalı.
Asıl "ben", otuz beş seneye yaklaşan ömrümde, ancak üç dört ay (şükür ki ben de yıl!) kadar yaşamış, sonra, benimle alakası olmayan manasız bir hüviyetin derinliklerine gömülüp kalmıştım.