“Deseniz ki, ‘Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.’ Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama, ‘Yüz bin liralık bir ev gördüm,’ deyin, bakın nasıl ‘Aman ne güzel ev!’ diye haykıracaklardır.”
“ ‘Biliyor musun, insan üzgün olunca günbatımının tadına daha iyi varıyor.’
‘Demek sen kırk dört günbatımı izlediğin gün pek üzgündün?’
Küçük Prens buna karşılık vermedi.”
“ ‘Bir gezegen görmüştüm, kırmızı suratlı biri yaşıyordu orada. Bir kerecik olsun çiçek koklamamış, hiç yıldız görmemiş, hiç kimseyi sevmemiş. Sayıları toplamaktan başka bir şey yapmamış hayatında. Yine de bütün gün senin gibi ‘Önemli bir adamım ben! Ciddi bir adamım!’ der dururdu. Gururundan yanına varılmazdı. Ama adam değil mantarın tekiydi.’
‘Neyin tekiydi?’
‘Mantarın.’ “
“ Çiçek, eskiden bir kervan görmüştü.
‘İnsanlar mı?’ diye tekrarladı. ‘Galiba 6-7 insan var. Yıllar önce görmüştüm. Ama kim bilir şimdi neredeler? Rüzgârla sürüklenmişlerdir. Kökleri yok, yaşamları güç oluyor bu yüzden.’ “