Acaba bazı imamlar bilmediklerini gizlemek için mi soruları susturuyorlardi, tıpkı Kilise' nin Ortaçağ boyunca yaptığı gibi." diye düşündü ilk defa. İmam Abdullah'in sorulara niye kızdığıni anladı.Bilgi işte böyle birşeydi,anlamsız detaylara bile anlam verip bir anda zihni canlandırabilirdi.İmamın anlamsız kızgınlığına anlam geldi.
Her gün kırk defa Allah bize şunu hatirlatiyor. Din gününün sahibi benim. Yani ödül ve ceza günü. Yani sen değilsin . Yani kafanda mahkemeler kurup ,sürekli kendini cezalandırma yada kendini ödüllendirme. Bir önceki ayette vurguluyor. Rahman ve Rahim olan benim. Yani Merhamet eden benim. Yani adelati ben sağlarım ama istersem merhameti koyarım terazinin kefesine.Bir sonra ki ayette te buyuruyor ki,Sen yeter ki doğru yol üzere olmak iste. Hatta doğru yolu tanımlıyor bize. Kendisine lütuf da bulunduğum ve ikram ettiklerimden ol. Sapkinlardan ve gazaba uğrayanlar dan değil. Hem dua ettiriyor,hem yol gösteriyor,hem gücünü anlatıyor,hem bizim gücümüzü bize anlattiriyor. Ve en sonunda amin diyoruz. Her gün kırk defa. Allah im sen ne güzelsin.
Çocukken günler çok uzundu ve çok sarı ve çok sıcak .Oysa şimdi her yer gri ama güneşi beklemekten vazgeçmeyeceğiz...
İçimizi ısıtan, yüzümüzü kavuran, huzur ve enerji veren güneş doğacak içimize.