Bersier'nin bir vaazında şöyle yazıyor:
"Sevdikleriniz arasında bir ruh vardır, o ayartmanın önünde duramaz uçar gider... Ne eksiktir onda? Ağırbaşlı bir söz; onu söyleyebilecek tek kişi de sizsiniz işte, çünkü siz onun içinde bulunduğu tehlikeyi açıkça görürsünüz, sizin söyledikleriniz kesinlikle dinlenecektir. İşte aklı karışmış bir kardeşiniz, bir arkadaşınız sallanıyor, düştü düşecek. O insan sizin kişiliğinizi biliyor. Onunla konuşmazsanız, çöküşünü haklı göstermek için sessizliğinizden güç alacak.
"Yitip gidecek o ruhlar yine sizden sorulacaktır."
Ölüm zamanı geldiğinde ruhlarımızı ayıramayacak; mezarın õtesinde, yeniden buluşup birleşecek onlar, şu yaşamda, dünya aramıza engeller koyabilir; bedenlerimiz ayrı düşebilir, ama ruhlarımız asla. Seven ruh engel tanımaz; aşk her şeyi alt etmiştir. Aşk ölümden güçlüdür.
Zavallı La Rochefoucauld - ne kadar mutsuzdun kim bilir. En özverili arkadaşlarının en özverili hareketleri karşısında, yüzünde acı bir gülümseme beliriyor olsa gerek. Artık iyiliğe inanmaz olmak acıların en kötüsü olmalı.
Yaradan o güzellikleri çobana vermiştir, sözün güzelini de şairlere. Hatırlayın, Kemalettin Kamu "Bingöl Çobanları" şiirinde çobanın dünyasından ne güzel seslenir:
Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni;
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini.
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı;
Her adım uyandırır ayrı bir hatırayı:
Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
Sunamın başka köye gelin gittiği akşam.