İnsanın kendi iç dünyasına bakmak istemediği zaman bahaneler bulması dünyanın en kolay şeyidir. Dıştan bir suçlu her zaman vardır. Suçun ya da daha iyisi sorumluluğun yalnızca bize ait olduğunu kabullenmek çok cesaret ister. Gene de sana söylemiş olduğum gibi, ilerleyebilmek için tek yol budur. Eğer yaşam bir yolsa, her zaman yokuş yukarı giden bir yoldur.
Amerikan Kızılderililerinin şöyle bir deyişi varmış: "Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye dek onun mokasenlerinde yürü." O kadar hoşuma gitti ki, unutmamak için telefonun yanındaki not defterine yazdım. Dışarıdan bakınca pek çok yaşam yanlış, mantıksız, delice görünebilir. Dışarıda kaldığın sürece insanları ve ilişkilerini yanlış yargılayabilirsin. Yalnızca içinden, yalnızca gökte üç ay değişene dek onun mokasenleri içinde yürüyerek, dürtüler, duygular, insanı şöyle değil de böyle davranmaya yönelten nedenler anlaşılabilir. Anlayış, bilgiçliğin kibiriyle değil, alçakgönüllülükle doğar.
Görünürdeki gururun, özgüvenin ardında erkekler inanılmaz derecede kırılgan ve saftırlar; içlerindeki kaldıraç son derece ilkeldir, onları balık gibi tavaya düşürmek için tek bir düğmeye basmak yeter.