Özgürlüğünü fethetmeyi, onu kendin ve diğerleri için güvence altına almaktan daha iyi becerdin. Bunu çoktandır biliyorum. Ama anlamadığım şey, bataklıktan çıkmak için bunca çile çektikten sonra, niçin hep daha berbat bir bataklığın içine gömüldüğün. Sonra, yavaş yavaş, el yordamıyla ve dikkatlice etrafı gözlemleyerek, neyin seni köleleştirdiğini buldum: Sensin, kendi kendinin köle tüccarı! Gerçek o ki, senden başka kimse, senin köleliğinden sorumlu değil. Başka kimse değil, diyorum!
Teşhircilik toplumunda her özne kendi reklam nesnesidir. Her şey sergi değeriyle ölçülür. Teşhircilik toplumu pornografik bir toplumdur. Her şey dışa çevrilmiş, ifşa edilmiş, çıplaklaştırılmış, soyulmuş, ortaya serilmiş durumdadır. Teşhir etmemin aşırılığı her şeyi “tüm sırlarından arınmış olarak derhal tüketilmeye açık” bir meta haline getirir. Kapitalist ekonomi her şeyi sergilenme mecburiyetine tabi kılar. Sadece sergilenmeye yarayan sahnelemedir değer yaratan, şeylerin her türlü kendine özgülüğü feda edilmiştir.
İnsan ruhu, görüldüğü kadarıyla, ötekinin bakışından uzak, kendi başına kalabileceği alanlara ihtiyaç duyar. Geçirgenlikten yoksun olma gibi bir özelliği vardır. Bütünüyle ışıklandırılması yanmasına ve bir tür ruhsal tükenişe yol açacaktır. Sadece makineler şeffaftır.
Şeffaflık ötekiyi, yabancıyı devre dışı bırakarak sisteme istikrar ve hız kazandırır. Bu sistemin zorlama şeffaflık toplumunu hizaya getirilmiş bir
toplum haline getirir. Totaliter yanı da buradadır: “ Hizaya getirmenin (Gleichschaltung) yeni adı: Şeffaflık.”