Hatta ölüm ile yok olup gidecek her şeyden menedilir. Ona: “Neyi seversen sev, ondan ayrılacaksın.” denildiği zaman nefis, sevdiği şeyden ayrılmanın kaçınılmaz olduğunu ve onun ayrılığının acısını çekeceğini anlar ve ayrılığa başkaldırarak kalbini, ayrılmayacağı şeylerin sevgisi ile meşgul eder. O meşguliyet de Allah'ı zikretmektir.
O hâlde ahlâkın anası ve esası dört şeydir. Bunlar; hikmet, şecaat, iffet ve adalettir.
Hikmetten kastımız: Nefsin, tüm ihtiyarî fiillerde doğruyu yanlıştan ayırt edebilmesidir.
Adaletten kastımız ise: Nefsin, öfke ve şehveti dizginlemesi, hikmetin icap ettiği biçimde onları taşıyabilmesi, gerektiği şekliyle salıverirken veya frenlerken kontrolü kaybetmemesidir.
Şecaatten kastımız: Öfke kuvvetinin ileriye gitmesi veya geri kalmasında akla boyun eğmesidir.
İffetten kastımız: Şehevî kuvvetin akıl ve şeriatla te’dib edilmesidir.
Ebû Hüreyre’nin (r.a) rivâyet ettiği hadiste Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Mü’minin değeri dinidir; mürüvveti aklıdır; itibarı ise ahlâkıdır."
Muvatta,976; Hâkim, 2615