Muhammed Said Öztürk

yeryüzünde acılar hep oldu. ama insanlık hep hummalar içinde çırpınan bir manzara arz etmedi. dünyanın tümünü kaplayan ve kapsayan çırpınış çağımıza, yüzyılımıza ait. yeni olan acılar değil, acılar karşısındaki tutumumuzdur.
Sayfa 133·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Kanunnameler üzerinde yapılan tadillerde hukuk kurallarının kendi içindeki tutarlılığını ve ahengini, keza sadrazam, kazasker ve defterdar buyruldularının mevcut kanunlara uygunluğunu sağlamada nişancılar yetkili idi ve bu sebeple kanunnamelere son şeklini nişancılar vermekte idi. Ali, nişancıların şeyhülislam kadar önemli olduğunu ve bu sebeple kendilerine "müfti-yi kanun" dendiğini söylemektedir.
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Halktan biri gibi camide cemaat arasında namaz kılan veya saray kapısında halkın şikayetlerini dinleyen babası II. Murad'dan farklı olarak Fatih, sarayda dahi ancak belli kimselere kendisine hitap ve arz imkanı veriyor, divan toplantılarında hazır bulunmayarak devlet işlerini ancak özel bir arz odasında devlet erkânı ile müzakere ediyor, sanki kişiliği kutsal bir imparator gibi davranıyordu.
Sayfa 117·Kitabı okuyor
Tarih
Şimdiki çıkarlarımız öyle gerektirdiği için olayları eğip bükmek tarih, çıkarlarımızı nerede arayacağımızı bilemediğimiz için olaylar altında ezilmek efsane telakki edildikçe tek insanın ve insan topluluklarının arınma yolu daralacak ve bir gün tamamen tıkanacaktır. Kıyamet bu tıkanmanın başka bir adı belki...
Sayfa 127·Kitabı okuyor
Tarih bir olaylar yığını veya olayların bir silsile takip ettiğinin anlatısı değil, olayların neye delalet etmek üzere cereyan ettiğini zihin gücüyle ayırdetme bilgisidir.
Sayfa 126·Kitabı okuyor
Reklam