matmazel noir

Genç güzel bir erkek tanımak isterdim, bir kız gibi saf; birbirimize dokunmazdık, deniz kıyısında gezerdik, el ele tutuşurduk, geceleri birbirine benzeyen iki ayrı yatakda yatardık, kardeş kardeş, sabaha kadar konuşurduk.
Reklam
Erkekler kılsız olsun isterim. Onunkiler kara ve yosun gibi yumuşaktır. Çok kez okşuyorum, çok kez ürküyorum, gidebildiğim kadar uzağa gidiyorum, ama o beni kendine çekiyor. Kollarında uyumamı isteyecek, beni kollarında sıkmak isteyecek. Kokusunu duyacağım ve karanlık basınca denizin sesini işiteceğiz..
Sosyal modelde, zihinsel hastalık kısmen "hasta" bir topluma ait bir semptom olarak görülür (diğerleriyse yüksek boşanma oranları, iş baskıları, asi gençlik, artan madde bağımlılığıdır). Modern dünyanın baskıları yoksul ve mağdur kesimi daha fazla ezdiğinden, bu kesimden insanlar "hastalık" olarak tanımlanan şeyden daha fazla etkilenirler. Sosyal modelde bireysel tedavi yoktur. Bunun yerine, bireyler üzerindeki baskının, dolayısıylada, zihinsel hastalık sıklığının azaltılmasına yönelik geniş ölçekli toplumsal değişimler gerekir.
Bağımlılık ailede bireyden bireye iletilebilir. Dolayısıyla, alkoliklerin çocukları alkolik olmayan ebeveyinlerin çocuklarına göre alkolik olmaya dört kat daha yatkındır. İkiz çalışmaları, madde kötüye kullanımında genetik belirleyiciler bulunduğunu açıkca ortaya koymuştur. Karmaşık genetik etmenler, muhtemelen özel olarak sinirsel ileti sistemleri aracılığıyla, bireyin maddelere belirli bir biyolojik yanıt vermesine yol açıyor olabilir. Böylece, insanlar da beyinlerindeki kalıtımla devraldıkları biyokimyasal dengesizliği düzeltmek için "uygun" maddelerle kendi kendilerini tedavi ediyor olabilirler.
İleri sürülen görüş, risk almayı sevenlerin ya da zihinsel hastalıkları olanların destek olarak madde kullanmaya yaslanmak gibi bir zayıflıkları olduğudur. Bu kişiler olabilecek her türden sonucu deneyimlemek, yok saymak ya da önemsememek eğilimindedirler.
Reklam