Dağların, kâğıt tomarları gibi bir toplanmadığı kalmış, suların bir yedi kat yerin dibine batmadığı kalmış, buğday başaklarının bir saman bitkisi olmasına ramak kalmış. Makinayla insanın ikiz kardeş olması gün meselesi.
İnsansa, kurtarıcı çağrıyı duymamakta direniyor.
İnsansa kutlu rüyalardan bile uzakta uyumaktadır. Şafak gelmiş kapıya dayanmış, bıçak boğazda, güneş ırmakta, kuzu annesinin memesine yaklaşmakta. Yine de insan uyumaktadır.
Birkaç yüzyılıdır Uhud modeli savaşlar veriyoruz. Savaşlarımız, çok kısa süreli ihlâslarımıza karşı bir Bedir görünüşünü alıyorlarsa da, hemen arkasından, Uhud'un kalın bir lav örtüsü gelip onu kaplıyor. Uhud savaşları vere vere Hendek modeline yaklaştık.