Ben her akşam dolaşırdım bu yeşil sâhilde
Âşinâlar gibi karşımda gülümserdi sular;
Nazlı rüzgâr konuşur anladığım bir dilde,
Sevdiğim şarkıyı söylerdi hafiften korular.
Yaz kış, öterdi ağaçlar bu derin maviliği,
Uhrevî beldeler üstünde güneş parlardı;
Bir havârî gibi hergün denizin inlediği
Kayalıklarda gezen ince kadınlar vardı.
Sisli enginleri ruhumla duyup dinlerken
Dolaşan kızları toplardı deniz şen sesine,
Ayrı bir yüz düşünürdüm bu güzelliklerden
El ederken sarışın şâireler beldesine
Gülmek isterdi uzaktan bana bir gölge, niye?
Tanımazdım onu, esmer mi veyahut sarı mı?
Belki birgün gelerek toplar o mabude diye,
Dağıtırdım deli rüzgârda uzun saçlarımı.
Gezerek sessiz adımlarla nefessiz kumda
Geçirirdim bu hararetli yaz akşamlarını;
Bâzı bir şüphe parıldardı sönük ruhumda,
Her güzel yüzde arardım bir ilâhî kadını.