Kitabı bir kelime ile anlatacak olsam ‘iç’ derdim.
İç; derin , öz , bir şeyin sınırları dahilinde olan, boşluk veya merkez bölümünü ifade eden manasına gelen iç…
Fikret’e ;al bu takvimi hem günleri karıştırmaz , hem de İÇİN daralmaz -derken,
Umreden gelen ninesinin kokusunu İÇİNE çekerken
İÇİMDEKİ derdi bulmaya çalışıyorum ,
İÇİMDEKİ ırmakların çağlamasına mâni olan çer çöpün de sebebini …
İÇİMDEKİ Keder yumağı ile büyümüşken
Ve
İÇİMDEKİ boşluğu sarının en güzel iki tonu ile doldururken , BENDE GÖNÜL FERAHLIĞI BULUYORUM.
Devam ettiğinde ise,
İÇİMde donup kalan kalp saatinden,
Pişmanlık küf gibi insanın İÇİNİ kaplarken
İÇİMDEKİ baharın gelmesi için bir nergisin yeniden açmasını bekliyorum….
Ve Nalan ile mektuplaşırken yaptığım iÇ muhasebemden hiç tatmadığın bir şeyin eksikliğini hissetmeyeceğim daha iyi anlıyorum…
Nil Sahra’nın kaleminden, İÇİnize iyi gelecek bir eser…
Dalgalar vuruyor. Sert, hoyrat, aralıksız. Deniz bugün mü öfkeli yoksa bu onun aslı mı? Önüne çıkanla konuşmuyor, izin istemiyor. Geliyor ve çarpıyor. Kıyıda ise bir şey duruyor. Bağırmıyor, karşılık vermiyor, gücünü ispat etmeye çalışmıyor. Orada. Yerinde. Sessiz. Bir set, bir fener, birkaç taş ve beton… Asıl duruşu ise maddeden değil, vazifeden.
Bu bir mücadele sahnesi değil. Ne deniz galip gelmek ister ne set üstün çıkmak. Biri yaratıldığı gibi davranır, diğeri emanet edildiği gibi durur. Sessiz bir nöbettir bu. Kimse alkışlamaz, kimse fark etmez. Fırtına geçince geriye sadece “duruş” kalır.
Bazıları vardır, en zor anlarda bile yerini terk etmez. Konuşmaz, şikâyet etmez, görünmek istemez. Görevi bellidir: Dağılana karşı durmak, savrulana set olmak, yolunu kaybedene bir işaret gibi ayakta kalmak. İnsan ve Hayat - Sayı 193 (Mart 2026)
Selim sırrı