Korkmadığımız ve savunmada olmadığımız zamanlarda güzelleşiyor ve daha anlamlı bir hal alıyoruz, üzerimizdeki örtünün yükü hafiflediğinden. Ama çoğu zaman, acımasız çalışma koşullarının, klişeleşmiş sosyal ayinlerin ve yakın ilişkilerimizdeki abartılı beklentilerin ortasında savrulup, şartlanmalarımız doğrultusunda kendimizi dış dünyaya endeksleyiveriyoruz.
Bir başka deyişle, yaşantılarımızın başlangıcının bizden değil çevremizden kaynaklanmasını beklercesine kendimizi dış etkenlere bırakıverme eğilimindeyiz, zedelenme ya da anlaşılamama korkularımızdan ötürü risk almaktan kaçınarak.
İnsan yalnızca nereden gelmiş olduğu değil, nereye doğru gitmekte olduğu duyusuna ihtiyaç duyar, gidilen yol kestirilemezliklerin yolu da olsa bir yönü olduğuna inanmak ister. Üstelik, gittiği yönde yalnız olmadığını, bu yolu diğerleriyle paylaşabildiğini hissetmek ihtiyacındadır. Çevresinde çoğu insanın kendi bildiğince ve her biri diğerinden farklı yönlerde hareket etmekte olmasının yarattığı yalnızlık ve ulaşamazlık, insanın çaresizlik, kızgınlık ve çöküntü yaşamasına neden olabilir.
İnsan yalnızca nereden gelmiş olduğu değil, nereye doğru gitmekte olduğu duyusuna ihtiyaç duyar, gidilen yol kestirilemezliklerin yolu da olsa bir yönü olduğuna inanmak ister. Üstelik, gittiği yönde yalnız olmadığını, bu yolu diğerleriyle paylaşabildiğini hissetmek ihtiyacındadır. Çevresinde çoğu insanın kendi bildiğince ve her biri diğerinden farklı yönlerde hareket etmekte olmasının yarattığı yalnızlık ve ulaşamazlık, insanın çaresizlik, kızgınlık ve çöküntü yaşamasına neden olabilir.