Çocuklara, 'Yalan söyleme, üçkâğıtçı olma! Bu güzel bir davranış değil, çok kötü! Günah! Tanrı kötü çocukları sevmez! Seni cezalandırır!' deyip duruyorlar. Fakat kendileri yalancı ve sahtekâr. Birbirlerine, başkalarına, çocuklara yalan söylüyorlar. Bir tarafta, 'Hiç kimseye hakaret etme, kaba ve zalim olma, nasihatinde bulunurken, diğer taraftan kendileri başkalarına hakaret eder, kaba ve zalim davranır. Söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmaz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gençlerle baş başa kaldığında Snellman onları bazen azarlar ama büyüklerin önünde onları her zaman ateşli bir şekilde savunurdu. Özellikle de çoğunlukla olduğu gibi büyükler gençleri azarlayıp ahlaksız oldukları ve adam olmayacaklarını dile getirdiklerinde Snellman onlara şunları söylerdi:
Gençlerinizi değil kendinizi suçlayın. Nasıl yetiştirirseniz gençler öyle olur. Peki, siz gençleri nasıl yetiştiriyorsunuz?
Ölüm süvarileri, ölümcül keskin nişancılar gibi. Bu, gerektiğinde aralarındaki son asker de can verene kadar savaşacaklarına ant içtikleri anlamına gelmektedir. Bunlar gerçek kahramanlardır.
Ama vatan için yaşamak da vatan uğruna ölmek kadar büyük bir kahramanlıktır. Okuyun, vatanın iyiliği için, kendi halkınızın gelişmesi için çalışın.
Finlandiya'da halkın zihni derin bir uykuya dalmaz, devrilen bir ağaç gibi çürümez. İnsanlar fakirliğe razı gelmeyi istemiyorlar. Başkasının iradesine bel bağlamazlar:
"Her şey olacağına varır," demezler.
Hayır, ormandaki taze otlar gibi buranın insanı da, üstüne düşen sararmış yaprakların altından çıkmaya çabalar. Ülke, üst tabakadan alt tabakaya kadar canlıdır.