Hayatı uzun sürmüş bir sıkıntıdan ibaretti. Boş, içeriksiz bir sıkıntı. Neden hayatım bir sıkıntıdan ibaret diye soramayacak kadar tembel yaratılmış olmalıydı ki, ölmek daha kolay geldi.
Ama tuhaf bir şekilde kenara itildiğimizi hissediyorduk. Birileri biri oyuna almıyordu, yürüyen bantta tersine yürüyor gibiydik. Hiçbir yere gidemiyorduk. Sahici hayat başkalarınındı, biz debeleniyorduk.
-şimdi iyi misin peki? dedim,
+unutmadım, hala ağır yaralıyım dersem yalan olur, dedi. İki yıl oldu, unuttum sayılır, geçti. Ama değişmedim değil, çok durgunlaştım mesela, öfkelenecek gücüm kalmadı, sevmeye hiç halim yok.
-geçmemiş öyleyse, dedim.
Bu, anlatacak kimsesi kalmamış olanın hikayesi yani benim. Eskiden vardı, yok ettim. Şimdi giderek kendi içime dönüyorum. Tükeniyorum.
Tükeneceğim.
Biteceğim.
Beni engelleyen şeyin ne olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğim. galiba kendime yaşamak için nedenim yok derken aslında ölmek için nedenim olmadığını görüyordum. Ben kimdim ki ölecek?