Benim burada ne işim var?" dive düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuz gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak birçok yol oldugunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini dyuyorsunuz. Çali çitlerin arasindan arada bir görüyorsunuz onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızgınsınız. Oldu mu hiç?
Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim?
Gerçekten de davranışlarında eksik olan tüm kaygısızlığı giyiselerine, yiyeceklerine, içtikleri o bir sürü şeye, davetlerin verildiği saraylardaki odaların savurgan döşeme ve süslemelerine dökmüş gibiydiler.