Gelelim yorumuma: Honoria sıkıcı bir tip, Marcus aşırı ciddi biri olarak karşımıza çıkıyor... Bu kesinlikle koca bir YALAN! Honoria-Marcus hayatımda okuduğum EN ama EN ŞİRİN ÇİFTTİ. Ve bunu sadece JQ yazdığı için söylemiyorum. Okuduğum bir çok romanda beni etkileyen çok az çift vardır.Sıralama yaparsam bunlar kesinlikle birinci gelir.
Honoria kesinlikle Daniel ve Marcus'a acayip işkenceler çektiriyor bu açıdan tam bir cadı :D . Ancak özünde kesinlikle çok iyi bir insan. Kuarteleri sevmese de kuzinleriye birlikte olmaktan acayip zevk alıyor. Dışlansa da buna aldırmayarak sevdiği insanlar için yapmadığı şey kalmıyor.
Aslında bunu Marcus'u anlattıktan sonra yazmalıydım ama onu anlatırken ufak bir spo vereceğim için buraya yazıyorum. Julia'nın yaratmış olduğu en manyak ama sevmeden de duramadığımız biri bu kitapta yer alıyor. Bu kişi elbette LEYDİ DANBURY. Zaten adını gördüğüm an hemen kahkaya boğuldum ve romanda yine yaptı yapacağını :D
Marcus'sa... Ah onun için ne diyebilirim! Leydi Danbury'nin dediği gibi: Sen benim ikinci sevdiğim yeğenimsin. Gerçi Marcus benim yeğenim değil ama JQ romanlarında en sevdiğim ikinci erkek o oldu. Birinci tabi ki kayıp Dük'teki JACK! Ayyy Jack yazınca bile onu ne kadar özlediğimi anladım. Ben Kayıp Dük'ü bir kez daha okuyayım en iyisi.
Konuyu biraz dağıttım sanırım. Ne diyordum, evet Marcus! Benim yalnızlık çeken, tatlı hastası, ciddi görünmeye çalışsa da aslında espri yeteneği fazlasıyla olan, yumuşak kalpli, hovardalık nedir bilmez - bu özelliği onu ikinci sıraya taşıdı diyebilirim.- utangaç erkeğim :)
Yazar çiftimizin yaşadıklarını öyle güzel anlatmış ki... Genelde ikisini okurken gülmeden duramıyorsunuz ancak duygusal sahneleri acayip güzeldi, birbirlerine trip atmadılar. Gayet adam gibi bir çift oldular.
Komedi anlamında