Her insanin karsi karsiya oldugu
'Ben kimim?'
'Nicin yasiyorum?' Ya da
'Ne yapmaliyim?'
Sorularina yanit bulabilmesi icin ilk once şu soruya yanit vermelidir;
O bütün nedir? Bir insanin kim oldugunu anlayabilmesi icin önce birbirlerini anlamayan, kendisi gibi insanlardan oluşan bütün o gizemli insanligi anlamasi gerekmektedir.
Beni 50 yaşında intiharın eşiğine getiren soru şuydu;
Bugün yaptıklarımın ve yarın yapacaklarının sonucunda ne olacak?
Hayatımın tamamının sonucunda ne olacak?
Farklı bir yoldan söyleyecek olursak soru şöyle;
Niçin yaşayayım?
Ne için herhangi bir şeye karşı bir istek duyayım?
Ne için herhangi bir şey yapıyim?
Yani...
Hayatımın beni bekleyen kaçınılmaz olan ölümün yok etmeyeceği bir anlamı var mı?
Ne tek tek yaptıklarıma ne de hayatımın bütün hiçbir mantıklı anlam veremiyordum beni şaşırtan tek şey Bu gerçeği en başında anlamamış oluşumdu bu Herkesin Ne zamandır bilinen bir şeydi o bugün ya da yarın hastalık ya da ölüm sevdiklerime ya da bana uğrayacak -ki bu çoktan olmuştu- ve bizlerden geriye leş kokusundan ve kurtlardan başka bir şey kalmayacaktı.
Er yada geç yaptığım işler Her neyse unutulacak ve ben var olmuyor olacağım.
O halde daha fazla çabalamak niye?
İnsan bu gerçeği nasıl olur da göremez nasıl yaşama devam eder?
Şaşırtıcı olan işte budur.İnsan ancak hayattan sarhoş olmuşsa yaşamaya devam edebilir. Kişinin her şeyin basit bir aldatmaca ve de Aptalca bir aldatmacadan ibaret olduğunu görmemesi imkansız!
İşte o gün talihin yüzüne güldügü bir adam olan Ben her akşam tek başıma Soyundum odamdaki bölmenin çapraz kirişlerinde kendimi asmayayım diye Kendimden bir ipi sakladım ve Şeytana uyar da hayatıma kolay yoldan son veririm diye de silahımı yanıma alıp çıktıgim avlara da çıkmaz oldum. Ne istediğini kendim de bilmiyordum hayattan korkuyordum hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.