Kürtlerin Turkiye'de Kürt olarak, kendi kimlikleri, dilleri, kültürleri, sanat ve müzikleri, gelenek ve görenekleriyle yaşam hakları var mıdır? Yoksa hala, her şeye rağmen, Türk olmak zorunda mıdırlar?
Günümüz Türkiye 'si bu soruya olumlu cevap vermiyor.
Beni en çok üzen ve utandıran da bu; körlerin bile görebildiği, sağırların bile duyabildiği binlerce yıllık gerçekleri tekrarlamak, ispatlamaya çalışmak
Sürgün bir ayrılıktır, bir hüzündür. İnsani olmayan, ağır bir cezadır. Yaşanmış, çok iyi bilinen uzun bir zaman kesitini, daha doğrusu bir yaşamı geride bırakmaktır. İstemeyerek, zorlanarak...
Insanın bir tarihe sahip olması sadece bir zorunluluk değil, bir gerekliliktir de. Insanın kendi dilinin, diliyle yaratılmış zenginliklerini, kültürünü, ülkesini ve halkını sevmesi bir erdemdir. Ancak bu sevginin diğer dil, kültür ve etnik realitelere ilişkin önyargılarla, düşmanlıklarla dolması, kendisi için istediğini başkasından esirgemesi, başkası için istememesi bir erdem değil, soykırımdan tanıdığımız canavar homurdanmasıdır.