Kitabı bitirdim ve sonraki bir saatimi ne elde ettiğimi sorgulayıp düşünmekle geçirdim. İnceleme yazmak ile ilgili tereddüt ediyordum ki bir inceleme yazmaya değer olduğunu düşündüm ve geçtim bilgisayarın başına. Evet, başlıyorum
Beyaz diş, köpek ırkı ile karışmış bir kurt köpeği. Görünüş, fiziki özellikleri ve davranış biçimi ile tam bir kurt köpeği olması ile birlikte içsel dünyasında evcil bir köpek barındırıyor. Hemen hemen her gün gördüğümüz insanın en yakın dostu olan, otur dediğinde oturan, git dediğinde giden, oyun sever, şaklaban bir köpek değil. Ağır başlı ve gururundan ödün vermeyen, sadakatli ancak bunu göstermeyi sahibine olan davranışları ile değil, bir bütün içerisindeki belirgin şekilde ortaya koyduğu tutumları ile ifade etmeyi bilen, isteyen, ortamın delikanlı ağır abisi kendisi. Benim için beyaz dişi bu şekilde tanımlamak yeterli.
Her kitabı okuduğumda kendimi ana karakterin gözleri ile bakarken bulurdum, onun yaptıklarını, söylediklerini yapar mıyım diye düşünüp yorumlamalar yapardım. Ancak bu kitapta bunu yapamadım. Tüm karakterlerin şekline bürünüp (beyaz diş dahil) onların gözü ile bakmayı isterdim ancak sadece kitapta olmayan bir karakter gibi olup bitenleri izleyen bir okur olabildim. Ayrı bir tecrübe oldu benim için o ayrı.
Kitap bir kurt köpeğinin deyim yerindeyse yediği kazıklara rağmen insanlara sığınışını ve teslimiyetini anlatıyor. Ve biz insanlar kendimize yaptığımız gibi onlara da aynı şekilde vicdansız ve bir canlı değil, eşyaya davranır gibi davranıyoruz. Beyaz dişin yavru olduğu zamanda yaşadıkları, bazı bireylerin belirli dönemlerde yaşadıklarını düşündürttü. Farklı bir ortamda, kendi uzak türünden köpeklerin yanında onlarsız, iletişimsiz ve anlaşılamayan bir yaratık olan beyaz diş, hareketlerini, davranışlarını her köpek gibi