Vakti Garîbe Âlemi Muhal

Puan vermedi·144 syf.··
2026 112. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:31
Birinci tekil şahıs: ben İkinci tekil şahıs: sen Birinci ve ikinci tekil şahıs arasında çoğul bir akım. İki tek çoğul hale geliyor. Sen ve ben...her zaman biz olmuyor... Uzun cümleler. Kısa cümleler. Çoğul cümleler. Bir ayrılık hikâyesini anlatabilmek için çoğul durmak gerekiyor...çünkü tekil bir ayrılığın acısını tahammül-fersâ buluyor ayrılanlar. Dalgalı cümleler... Her dalga yalnız kalmışlık duygusunun kıyılarına vuruyor. Ve her dalga aşındırıyor yalnızlık hissini... yalnızlık çoğaltılabilir bir şey midir?
Geç KalanTarık Tufan · Doğan Kitap · 20213,409 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·96 syf.··
2026 109. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:41
Şairin vedası- forrest gander Bir şairi dölleyen sanırım kelimelerdir çünkü velûd bir şair kelimelerle arası iyi olandır ve sanırım bu yüzden kitap acılar ve çığlıklarla dolu bir doğum sahnesiyle başladı. Her ne kadar kitabın başında roman yazıyor olsa da ilk bölümü bitirip ikinci bölüme başlayınca farklı hikayelerin anlatıldığı bir kitap olduğunu düşündüm. Sanırım arka planda cızırdayan bir pikap iğnesi gibi yazar hayatın parçalı kırıklar ve parçalanmış zamanlardan oluştuğunu dinletmeye çalışıyordu okuyucuya. Üçüncü bölüm kelimelerden ibaretti. Sanki bir şairin zihnindeki kelimeler çarpıyordu okuyucunun suratına. Bir noktadan sonra anlamaya çalışmanın boş olduğunu anladım, çünkü yazar sadece kendi zihninin koridorunda Esen rüzgarı hissettirme çabasındydı. Okuyucu burada munfail: dinlemek ve maruz kalmak durumundaydı. Son bölüm ise sondu. Yazarın/şairin sonu. Onun ayarladığı, onun uyarladığı bir son. Ve yine onun kurduğu son cümleyle bitirmek zorundaydınız kitabı. Son cümleyi de okuyarak bitirdim kitabı. Bende ne kaldı? Yahut tercüman bu kitabı neden çevirdi?
Şairin VedasıForrest Gander · Yapı Kredı Yayınları · 201977 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 104. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:32
"Hafıza tiyatrosu (veya theatro della memoria), eski bir hafıza tekniği kavramıdır. Aslen 16. yüzyılda İtalyan hümanist Giulio Camillo tarafından tasarlanan bu kavram, tüm insan bilgisinin toplamını haritalamak ve depolamak amacıyla hayal edilen fiziksel bir yapıydı." Kitabı bitirdikten sonra daha iyi anlayabilmek için yabancı kaynaklara baktım. Birkaç kısa inceleme yazısı buldum. Tuhaf olan şu ki bu incelemelerde de benim hissettiklerim hissetmiş yazarlar. Hayal gücünü tahrik eden masalsı unsurlar kısa kitabı çekici hale getirirken, kitabı tam olarak anlama isteği okurun elimden istemsiz bir şekilde alınmış. Okurun elimden "anlama iradesini" o kadar ustalıkla almış ki yazar...yazdıklarını okumaya o kadar mahkum etmiş ki...satırlar arasında tuhaf bir baş dönmesi ile ilerliyor okuyucu...kronoloji dağılıyor, zaman algısı yitiyor... Okuyucu...bu kitabı olursan sen de bir şey anlamayacaksın. Ama bir süreliğine de olsa Dünya algın değişecek ve sen bundan tuhaf bir haz alacaksın...
Bellek TiyatrosuSimon Critchley · Metis Yayıncılık · 201569 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 96. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 09:10
Eskiler kemâle erme sürecini kısaca füsûn, cünûn ve sükûn olarak formüle ederlermiş. Yani önce etkilenir insan, sonra bu etkiyle sahip olduğu aklı terk eder/değiştirir...son olarak Yeşilçam filmlerinden bildiğimiz deliliğin ardından gelen sessizlik. Kemal'in sonu suskunluk/sessizliktir. Çünkü kemal'de her şey yerli yerindedir... yerini bulmuştur, arayışın sesleri kesilmiştir... Baş karakterimiz Füsun sanırım böyle bir güzergâhın koşucusu olarak bu isimle hikayeye konu olmuş. Kitabın gelişme bölümünde ibn Arabi ve Mevlana'dan bunca dem vurulması sanırım bu düşüncemi destekliyor. Nereden nereye'si bu idi kitabın. İntihara giderken Meryem ile karşılaşır Efsun. Meryem bir oğul sahibi. Çocuğun adı Ali. (Neredeyse İsa olacakmış diye düşünmedim değil. Her iki isim de üç harfli ve a-i harflerini içeriyor) Yeni bir hayata tutunur Efsun bu karşılaşmanın ardından. Ali'ye kısmî annelik yapar. Çok sevdiği eski erkek arkadaşından ayrılır. Yeni yaralar edinir kendine ve ilk olarak 'terk etme'yi hedefler. İlk yerli eski sevgilisine dairdir. Sonra işi. Sonra evi... Katmanlarına ayırarak okunduğunda derinleştirilebilecek bir kitap olduğunu hissettim ben. Tasavvuf çerçevesinde okunursa daha bir lezzet alabileceğini düşünüyorum okuyucunun. Diger yandan dikkat çekici bir karakter kurgulamayi başarmış yazar. Çok konuşan, çok düşünen ve çok hisseden bir karakter. Biraz uç boyutlarda olmuş sanki. Ahmet Mithat efendi gibi kitapta didaktik yerleştirmeler çoktu ki yazar da aynen yazmış bunu kitaba. Bir özeleştiri olarak okudum bunu. Çok uzadı. Buralarda bu kadar uzun yazılar okunmuyor. Bu kitap okunsun bence. Ama doğru ana fikri vermedik. Feminizm nedir? Niçin karşı çıkmalı?
SağanakManolya Gürocak · İz Yayıncılık · 202025 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 94. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:54
Günlük...insanın küçülerek büyüdüğü ve kendi içinde yayıldığı yer...tarih..saat...mekan...zaman anaforu içinde yeniden diriliş...düğüm düğüm atılış...ince ince işleniş... Andre Gide'nin 1500 sayfayı bulan günlüğünü okumuştum bir zamanlar...işte buydu günlük...gün...lük...günlere ayrılıyor insan ve sonda bukusuyor...günlük tutuluyor...ve günlük sanırım bizi, biz olarak tutuyor....
GünbegünErol Erdoğan · İz Yayıncılık · 20176 okunma