susadım. sarı yazın kollarında. uzun sürdü yas
yakıcı buz. çakmak taşı gözler. güzelliğin uzun değil bir bedel sunma
geri dönmez sabahın salâsı
bize
sonuna ayrılık düşmeyen bir söz,
konuşmayan bir tanrı gerek
göz yaşların nerde!
yağmurun ayak izi toprağın göğsüdür
çarptığı duvarın sesi rüzgar
insan unuttuğunu bir gün hatırlar hatırladığını unutulmaz sanır
çocukluk işte!
susadım. sesini ezberleyen her hecede. kendime rastladım
ilk değildi avuçlarımın bu son temennası