Sadece Allah'ı razı etmeliyiz. Artık modanın kulu değilim, kültürel trendlerin kulu değilim, çevre baskısının kulu değilim. Her türlü kulluktan azat oldum, çünkü Allah'ın kulu olmayı kabul ettim düşüncesi özgürlüğün en üst noktasıdır.
Bugün biz maalesef Kur'ân'a da tüketici tutumuyla yaklaşıyoruz. Müslümanlar bile Kur'ân'ı okuyup: "Bu kısmı anlamadım, okudum, ama garip biraz... Burası biraz kafa karıştırıcı." diyebiliyor ve herhangi bir kitaptan bahsedermiş gibi konuşabiliyor. Halbuki Kur'ân, herhangi bir kitap değil. Bu Kitab'a "her zaman haklı olan müşteri" gibi yaklaşılmaz. Ona ancak bir dilenci gibi, iflas etmiş biri gibi, çölde kaybolmuş ve susuzluktan ölmek üzere olan biri gibi yaklaşılır. O adama bir damla su verseniz suyun ısınmış olmasından şikâyet etmez. Ya da "Soda olsa iyi olurdu. Portakal suyu yok mu?" demez. Sadece alır. Hidayete muhtaçsanız alırsınız. "Allah beni daha iyi biliyor, bilmem gerekeni de bilmemem gerekeni de O biliyor." dersiniz.
Başrolde oynayan kimdir?
Bana göre, başkalarını alt eden, onların güç ve tutkularını kendi planlarını gerçekleştirmek için kullanacak kadar güçlü ya da kurnaz kişidir.