Kaybedilince yokluğu/değeri en çok hissedilen, eksikliğini insanın özgüvensizliğinde, yol bilmezliğinde duvara çarpmış gibi gördüğü mevzu, babadır.
Erkek egemen toplumlarda özellikle erkek bir çocuğun farklı dünyalarla ilk karşılaşma sebebi, karşılaşınca takınacağı tavrın kaynağı, rol model babadır çünkü.
Ataerkil toplumlarda kadının bastırılmasından dolayı erkek daima ön planda olmuş. Baba figürüne tutunmamızda bunun etkisi nedir acaba?
Doğruluğu yanlışlığı bir kenara, babanın, sosyal hayatta anneye göre aktif olduğu toplumlarda çocukların hayata karışma hikâyelerinde örnek olamama durumu ağır yaralar açmakta. Babayı hayata karışmadan evvel küçük yaşlarda kaybetmiş olmak, babanın babalık vasıflarını yeterince yerine getirmemiş olması baba figürünü babasız hisseden çocukta yüceltiyor. Eksikliği yaşanılan şey aynı zamanda sürekli aranıldığı için en ufak hatırlatmalar bile baba figürünü yüceltmeye yetiyor.
Yaparak, yaşayarak, okuyarak kapatılmaya, bastırılmaya çalışılan hangi yara kapanmıştır? Bilinçte açılan yaraların kapanmamasının en büyük nedeni yarayı fark etmiş olmak. Babasızlık, baba arayan insanın derdi değil mi?
Bilincin yaraları iyileşmez. Çünkü fark edince bir daha geri dönülmüyor.
Bugün de Masumlar Apartmanı finali okutturmuyor.
İkinci sezonu düzenli olarak izleyemedim. Birinci sezon finali efsaneydi.
Müzikler muhteşemdi.
Olay örgüsü ve karakterler harikaydı.
Her bir karakterin dünyası, halleri ayrı güzeldi.
Belki de müzikler ve yakın psikolojik yaralar beni etkiledi.
Özellikle Han ve babası Hikmet arasında geçenler beni epey etkiledi.
Ama favori karakterim Hasibe. :)