Bir gazete haberinde, restoranları olan, gözleri doğuştan beri görmeyen bir iş adamına; "Restoran zinciriniz var, çok zengin ve başarılısınız, gözlerinizin görmemesine üzülüyor mu sunuz?" diye sormuşlardı. O da, "Sizin gibi insanlar bana söylemeseydi, ben gözümün görmediğini nereden bilecektim?" diye cevap vermişti.
Mesela bedenimizin merkezini ayak başparmağımız olarak görürsek, yaşadığımız olumsuz sahnelerden hiç etkilenmeyiz, zira o başparmak yaşadığımız acı boyunca emniyette olmayı sürdürmektedir.
İnsana verilen sabır gücü yanlış ve lüzumsuz işlere dağıtılmazsa, her zorluğa ve her musibete yeterli gelir. Sabır kapasitesi, düne hiç harcanmamış haliyle, yarına pay bırakmayacak şekilde, bugün son damlasına kadar kullanılarak, mükemmel bir güç elde edilebilir, böylece "Allah sabredenlerle beraberdir" (Bakara, 153) ayetinin sırrı ortaya çıkar.
Dünyamızın büyüklüğünü, deniz ve kara olarak ayrımını, eğimini, kendi etrafında ve güneş etrafındaki dönüş hızlarını Allah takdir etmiştir. Buna itiraz eden duydunuz mu? Peki, başımıza gelen olayları yaratanla bedenimizin organlarını ve galaksileri yaratan varlığın aynı olduğunu bildiğimize göre, her icraatında 'Alîm, Hakîm, Rahîm ve Âdil' olduğunu gördüğümüz Rabbimizin, başımızdaki musibetleri yaratırken bu vasıfları yitirdiğini mi düşünüyoruz?
Sokrates, Atinalılar için bir musibetti. Şehrin tanrılarına inanmamak, onların yerine başka bir tanrı koymak ve bu yolla gençliği zehirlemekle suçlandı ve ölüme mahkûm edildi. Savunmasında, Atina halkı için taşıdığı anlamı şöyle açıklıyordu: "Eğer beni ölüme mahkûm ederseniz, yerimi alacak birini kolay kolay bulamazsınız. Komik bir benzetme yapmak gerekirse, kentimiz iyi yetiştirilmiş, heybetli bir at, ben de bir atsineğiyim. Tanrı beni bu atın üzerine yerleştirdi, ona bağlıyım. Heybetinden ötürü tembelliğe meyleden bu at ancak bir atsineğinin varlığıyla hareketlenebilir. Eğer benim sözüme kulak verirseniz, hayatımı bağışlarsınız. Ne yazık ki bundan çok umutlu değilim. Belki biraz sonra bir at olarak uykunuzdan uyanıp Anitus'u dinleyecek ve beni tek bir darbeyle alaşağı ettikten sonra uyuklamaya devam edeceksiniz." Musibetler de bizim Sokrates'imizdir.