“... Sevres muahedesinden sonra Türkler, memleketlerini kurtarmak için birleşmişlerdi. Padişahın avenesi bunların dışında idi. Her kıymetli Türk, milliyetperverdi."
Arkadaşlarımızdan yaşlı bir efendinin, sabah kılığı ile penceresinde otururken, bir düşman birliğinin geçtiğini görünce yüreğine inip öldüğünü haber aldım. İstanbul'un binlerce yüreği böyle bir inmenin hasretlisiydi.
Merkez-i umumîden tanıdığım Cafer de işte o gün bizden haber almaya geldi, pek vatansever bir Rumeli delikanlısı idi. Bitkin bir halde idi. Sigara paketimi uzatırım:
— Off... der.
İkram ettiğim kahveyi getirirler:
— Of... der.
Bir müddet sonra gözleri yaşararak bana limana giren İngiliz gemilerini gösterdi. Hepsinin topları havaya dikilmişti. Zafer, Osmanlı İmparatorluğu'nu yere serenlerin zaferi, Padişah'ın oturduğu Dolmabahçe Sarayı'nın biraz açığına demirlemişti. O pençe, derin ve onulmaz bir acı pençesi bütün tırnaklarını boğazımıza geçirmişti. Kımıldayamıyorduk. Bir aralık Cafer'in gözleri kurudu. İki yumruğunu pencereden zafer filosuna sıkarak:
— Biz size gösteririz, dedi.
Kuvay-ı Milliye işte bu sıkılmış yumruktan ibaretti.
Fakat o devirdeki Mustafa Kemal, 19 Mayıs'la zafer arasında geçen devrin Mustafa Kemal'i yanında insana çok daha “kolay" hissini verir. Türkiye'yi 1919-1921 krizleri içinden sıyırıp çıkarmak, bir dev işidir. Birinci Dünya Harbi'ni kazanan büyük devletler, yer yer ayaklanmalarla Anadolu'nun birçok vilâyetler halkı, daha sonra bu isyanları bastıran millî kuvvetler, zaman zaman Meclis ve arkadaşları, ya onun karşısına geçmişler yahut onunla uyuşamamışlardır. Hepsini ve her şeyi idare etti. İradesinin insana şaşkınlık verecek bir eğilip bükülme kabiliyeti vardı. Onda politikacı kahramanı korur, kahraman politikacıyı kurtarırdı.
Öyle şartlar içinde Mustafa Kemal'in yaptığını yapabilecek, cesarette demiyorum, belki ondan gözüpekler vardı, azminde demiyorum, belki onun kadar azimli olanlar vardı, bilgi de demiyorum, şüphesiz ondan daha bilgili olanlar vardı, fakat kırk yıllık ömrümde onun liderlik dehasında hiç kimseyi tanımadım.
Mustafa Kemal, anasından tam gününde ve saatinde doğmuştu.