Çağdaş Mahir Can

1915'de Arıburnu ve Anafartalar Zaferi ile İstanbul'u kurtaran ve 1916'da doğuda Ruslara karşı tek zaferi kazanan Mustafa Kemal, devlet düşmana teslim olacağı günlerde kuvvetlerini kurtaran tek kumandan olmuş ve son çarpışan Türk birlikleri ile İngilizlerin ileri hareketini durdurmuştu.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mustafa Kemal 5 Temmuz 1917'de Yedinci Ordu Komutanlığına atanmıştı. 20 Eylül 1917'de başkomutanlık vekilliğine verdiği şu rapor Birinci Dünya Savaşı'nın Türkiye bölümünde tarihî bir önem almıştır: Halep 7 Eylül 1333 1— “Önce umumi memleket durumu dikkate alınmalıdır. Harp Müslüman, Hıristiyan bütün halkımızı bitkin bir hale getirmiştir. Halk ve idare arasındaki bağlar çözülmüştür. Evlerinde kalanlar her bakımdan hükümete uzak durmaktadır. Bu kalanlar ya kadınlar, ya âcizler veya asker kaçağı olup çalışıp topraktan aldıkları kendi geçimlerine yetmezken, askerî ve sivil idare onlardan, açlık ve ölüm pahasına, varlarını yoklarını almakta direnmek zorundadır. Öbür yandan idare tam bir aciz içinde olduğundan, umumi hayatın bir anarşiye doğru sürüklenmesini önleyememekte, adalet ve hukuka aykırı davranışlar hükümetten nefreti arttırmaktadır. Mahalli hükümetin aciz içinde olması, bir zabıta kuvveti olmamasından, ihtiyaç yüzünden memurların rüşvetçi olmalarından, vurgun ve yolsuzluklardan, adalet cihazının asla işleyememekte bulunmasındandır. Bu hal umumî hayatı her köşede, her şehirde çürütmektedir. Halk geçimi ve ticaret işleri korkunç bir çöküntüye uğramıştır. Bugün bir para meselesi var ki, bu ne memurlarda, ne halkta geleceğe emniyet bırakmamış, namuslu kimseleri mukaddes saydıkları değerlerden uzaklaştırmaktadır. Harp devam ederse karşısında bulunduğumuz en büyük tehlike, her taraftan çürüyen ulu saltanat binasının bir gün içerden birdenbire çökmek ihtimalidir.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Alıntı
Bu bölüme Mustafa Kemal'in Kemalyeri'nden 1915 Nisanında verdiği günlük emri de alalım: “Burada benimle beraber harbeden bütün askerler kat'i olarak bilmelidirler ki, bize düşen namus görevini yerine getirmek için, bir adım geri gitmek yoktur. Rahat uykusu aramanın, bu rahattan yalnız kendimizin değil, bütün milletimizin ebedi olarak yoksun kalması ile sonuçlanacağını hepinize hatırlatırım."
Alıntı
Aynı günü anlatan bir tenkitçi yazısına şu hükümleri eklemiştir: “Mustafa Kemal'in bu savaşlarda durumu çabuk kavramak, çabuk karar vermek, kararını enerji ile uygulamak ve sorumluluktan çekinmemek gibi davranışları kendisinde büyük komutanlık nitelikleri olduğunu meydana çıkarmıştır."
Sayfa 103·Kitabı okudu
Alıntı
İttihat'ı tenkitlerini de bir türlü içimden atamadığım için, bu resimde bağlayan çözen, inandıran şüphelendiren, çeken bırakan, sıcak mı soğuk mu, insanın dokunacağı gelen bir şahsiyet esrarlığı bulmuştum. Doğrusu askerden de yorulmuştuk. Enver'in yerine bir adam aramıyorduk. Bizi Enver'den de onun yerine geçeceklerden de kurtaracak, bir türlü tarif edemediğimiz bir memleket şartı arıyorduk. Üç harp, üçü de birbirinden beter harp, vatanı parça parça eden üç harp, destanlara el'aman dedirtmişti. Her türlü kahramandan korkuyorduk. Fakat Birinci Dünya Savaşı bozgunundan sonra denizden düşman donanması ve Yunan zırhlısı Averof, karadan Franchet d'Esperey İstanbul'a girdiğinden, vatan ve sancak ayaklar altına düştüğünden, padişahla vezirleri Afrika'daki kabile şeyhleri gibi aşağılaştıklarından beri, Mustafa Kemal'e Perapalas'ın alt kat salon penceresinde veya caddede rastladığım vakit: — Acaba? derdim. Yalnız bağlayıcılığı, çekiciliği ve inandırıcılığı kalmıştı. Ama ne yapacaktı? Nerede ve nasıl yapabilirdi? Ne vakit, en uzaktan bile görsem, bir yerde toparlanmak bilmeyen o manevi çözülüş içinde, donuk, çağrısız, fakat hiç iradesini kaybetmeyen bir bakışı vardı.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Alıntı