Günler birbirinin tekrarı diye değişimin olmadığını mı zannettin?
Herkes hayatının baharında birtakım seçimlere zorlanır, kimi bu seçimlerden memnundur, kimi de yıllarca belki bir gün hayatımı değiştirebilirim umuduyla yaşar, hayatını değiştiremeden koca bir ömrü tüketir. Tıpkı Giovanni Drogo gibi.
Tatar Çölü’nün sınırında şehirden uzak bir kaleye atanan genç askerin hayatının varoluşsal süreçlerini, tercihlerini ve o tercihlere boyun eğişinin sancılarını anlatan muhteşem bir kitap.
Her gün bulunduğu durumdan şikayet eden insan, daha iyi bir şeyler olacağı umudunu taşır, bulunduğu yere hapsolur, kımıldayamaz.
Hep iş değiştirmek dileğiyle işine giden bizler de bir gün gerçekten değişime maruz kaldığımızda korkar, konforumuzun bozulmasını istemez, dışardaki koşulların,içinde bulunduğumuz şartlardan daha beter olduğuna inandırırız kendimizi. Değişmekten dönüşmekten imtina eder, ömrümüzü o hep şikayet ettiğimiz kozada çürütürüz. Sonra ne mi kalır elimizde,
Ak düşmüş saçlar, yorgun çizgili yüzler, ihtiyarlamış ses, kırık bir ruh. İşte varoluş sancılarıyla yoğrulan insanın o konfor zannettiği hayatında çürüyüp gidişinin hikayesini Dino Buzzati müthiş üslubuyla kaleme almış.
Hikaye bir yerden tanıdık gelmiyor mu size de?
Aklıyla hareket ettiğini düşünen sevgili insan,hayatta riskleri göze almayıp sürekli konumunu korumaya çalışırsan o konfor bulduğun kozanda çürüyüp gidersin...