Sarıya çalarken Hevsel bahçeleri,
kafamın içinde Van Gogh darbelerinin sesi dağılıyor.
Ve başlıyor baş ağrım.
Hemen bir at çeviriyorum.
Aman Allah’ım…
Otobüs durağında bir kadın.
At durdu; kredi kartı geçiyor mu diye sordum.
“Hayır” yanıtını alınca durağa geçtim.
At bahane; kadın çok güzel.
Baş ağrısı, kalbimin ağrısının gerisinde kalıyor.
Dedim ya, kadın çok güzel.
Yüzü, yağmurla birlikte bilmem kaç km hızla esen rüzgârlı bir günün ardından gelen gökyüzü berraklığını anımsatıyordu.
Ve bir de…
Şarap renginde çantası vardı kollarında; öyle güzel duruyordu ki…
Bu anı gören biri, determinizmin estetik kanıtıdır derdi.
Dahası: çantasından sarkan bir kiraz maketi…
Rahman Suresi’nin ritmik ayeti gibiydi.
Yüce Rabbim…
Bu kadın, Senin varlığının kanıtıdır — inanmayana bile.