Politika için önemli olan gerçek değil, gerçeğin nasıl yansıtıldığı.
Çekiverin partilerin kuyruğunu. İnsanlara bakın. Sokakta, alışverişte, konserde, maaş kuyruğunda, okul sıralarında, otobüs durağında, çarşıda, pazarda rastladıklarınıza dikkat edin. Orada hâlâ değerlerini yitirmemiş, sabırlı, dikkatli, sevecen, analar, babalar, kardeşler, çocuklar göreceksiniz. Paraları yetmiyor, sıkıntı çekiyorlar, üzerlerine nice oyunlar oynanıyor ama alçak gönüllü bir sağduyu içinde bu ülkeyi sırtlarında taşıyorlar.(1995)
Kutsal kavramların siyasetçiler tarafından kullanılmaması lazım. Ben olsam toplumun çeşitli kesimler için değerli olan "Kur'an, Peygamber, Atatürk" gibi dinî ve millî kavramların siyasetçiler tarafından kullanılmasını yasaklarım. Siyasetçilerin bu kavramlarla değil, icraatları ve projeleri ile konuşmaları gerekir.
Bu toplum ya 2002'i milât olarak kabul edecek ya da 1919 ülkelerinden ayrılmayacak. Bütün kavga bu.
Bütün dünyayı dolaşsan, yedi iklim dört bucağı tarasan, hiçbir şeye ihtiyaç duymayan hükümdar bulamazsın. Hepsinin saraya, kumaşa, silaha, hayvanlara, ikrâm edecek yiyeceklere, cellatlara, askerlere bir gün altına, dönüşe ihtiyacı var. Bunlar olmadan hükümdarlık yapamazlar! Oysa Mevlevi dervişinin omzunun öpülmesi ve saygı duyulması için bir tek çöpü bile olması gerekmiyor.
"Ben tarafsızlık" demet de sonuçta bir seçim ve mutlaka mevcut durumda bir tarafta yer almaya karşılık geliyor. Genellikle de iktidar tarafında. Medyada, kültür alanında, siyasal alanda, bir şekilde bir yerde iktidarı onaylamaktır "tarafsızım" demek.