20. Yüzyılda amaçsızlığı irdeleyen ve onun üzerinde fikir sahibi olan pek çok insan Yeraltı Edebiyatı ve Absürdizm’i ana akım türler olarak edebiyata kazandırdı. Charles Bukowski’nin herhangi bir şiir kitabını tamamen okumamış olsam da birkaç şiirini ezbere bilirim. Kesinlikle şöhretini hak edecek düzeyde mizah anlayışına ve deliliğe sahip bir yazar, kitapçının birinde gezerken Factotum gözüme ilişmişti ve yazarın yarı-otobiyografik bir kitabı olduğunu keşfedince düşünmeden satın aldım. Pek beklediğim gibi bir kitap değildi açıkçası.
Ana karakterimiz, ailesi onun doğumundan on yıllar önce Almanya’dan Amerika’ya göçmüş, Silent Generation (Sessiz Kuşak)’a - yani çocukluğu veya gençliği İkinci Dünya Savaşı’na rastlamış kuşak- mensup Henry Chinaski. Henry’nin babası zengin olmaya takıntılı bir fakir, zamanının Amerikası’nın yarısı gibi biri yani. Babasından ve dolayısıyla onun yaşama bakış açısından çok haz etmeyen Henry iki senelik bir gazetecilik bölümü bitirdikten sonra evden ayrılıp kalan hayatının yarısını aylaklık ederek geçiren diğer yarısınıysa niteliksiz işlere girip çoğunlukla birkaç haftadan sonra ya kendi işten attırarak ya da istifa ederek işinden ayrılan biri. Kitap boyunca bir ayı geçirdiği üç iş saydım ben, yüz altmış sayfalık kitapta iki yüz altmış işe falan girip çıkmıştır kendisi öyle hesap edin. Kısaca Henry babasının tam zıddı bir karakter, işlere para kazanıp hayatını düzene koymak için değil para kazanıp içki ve ölmeyecek kadar erzak almak için giren ayyaşın teki. Hayatına kadınlar girip çıkıyor fakat onlara insan değil mendilmiş gibi davranıyor Chinaski. Birkaç yerde t3c^vz ettiği kadınlar dahi var, iğrenç herifin teki anlayacağınız. Her ay şehirler, bölgeler değiştirdiği yaşamında kendisini kendi gibi olanlardan ayırdığı tek nokta yazar olması ki