Ben ikide birde boyle oluyorum, bazen butun insanlarin boyunlarina sarilip opecek kadar seviyorum, bazen de hicbirinin yuzunu gormek istemiyorum. Bu nefret filan degil... Insanlardan nefret etmeyi dusunmedim bile... Sadece bir yalnizlik ihtiyaci.
Demek hayat boyle iki adim ilerisi bile gorulmeyen sisli ve yalpali bi denizdi. Tesaduflerin oyuncagi olacak olduktan sonra ne diye irademiz vardi? Kullanamadiktan sonra gogsumuzu dolduran hisler ve kafamizda kimildayan dusunceler neye yarardi? Yasayisimiza ve etrafimiza sekil vermek arzusuyla dunyaya gelmekten ise hayatin ve muhitin verdigi sekli kolayca alacak kadar bos ve yumusak olmak daha rahat, daha makul degil mi?
"Aman, Kral Asuerus Hazretleri* ne yapayim ben sizin mulkunuzun yarisini? Beni Beni parasini mulke yatirma pesinde olan bir tefeci falan mi sandiniz siz? Mulkunuzun yarisi yerine inancinizin tumunu verin, bence daha iyi. Bana gonlunuzu veriyorsunuz, guveninizi vermekten kacinmazsiniz elbet, degil mi?