Kitabın çok genel bir özetidir!!!
Dinin Geleceği adlı bu eserde genel yapı itibariyle dinin insan hayatındaki konumu ve zamanla bu konum bilimin ve bireyselliğin ön plana çıkmasıyla dinin nasıl şekillendiğini veya şekillenemediğini ele almıştır. Çünkü din; kurumsal, toplumsal ve bireysel olmak üzere insanın hayatına üç cepheden etki etmektedir. Sekülerizm insan hayatına etki etmeden önce yani 90’lı yıllara kadar din hala yükselişte ve insan hayatını bu üç cephede de halen etkilemekte ve şekillendirmekteydi. O yıllarda dinsiz bir dünya düşünmek mümkün değilken tarihler 2000 ve sonrasını gösterdiğinde toplumsal normları belirleyen din ve din adamlarının yerini dünyanın yeni guruları olan bilim adamları almaya başlamıştır. Elbette bu değişen din algısı çok daha eski tarihlere kadar götürülebilir. Fakat din hiç bu kadar otorite olarak sarsılmamıştır. Eski zamanlarda yaşanan doğal afetler, hastalıklar (veba vb.) insanları dine yöneltmişse de bu durum zamanla değişmiştir. Bunun en bariz örneği ise 2020 yıllında yaşanan pandemi sürecidir. Zira bu süreçte insanların eskiden olduğu gibi bir dine yönelişe geçtiğini gösteren herhangi bir bulguya rastlanılmamaktadır. Tüm bunlarda dinin otoritesinin ne kadar sarsıldığını göstermektedir. Zamanla insan merkezci hümanist düşünceyle beraber kutsal kitapların sosyal hayatı düzenleme rolü de azalmıştır. Elbette bugüne kadar hiçbir toplum tümüyle dindar ya da tümüyle seküler olmamıştır. Ama eskiden din asıl, sekülerlik marjinal iken şu an bu durum yer değiştirmiştir. Bunun sebebi ise bilim ve bireyselliktir. Bilim ve din karşı karşıya gelmiş, bilim ilerlemeyi; din ise duraklamayı ve gerilemeyi temsil eder konuma düşmüştür. Bu durumda da insanlar bilimi ve bireyselliği tercih etmiştir. Öyle ki “Din evrenseldir” önermesi, “Sekülerleşme