Prof. Dr. Ali Köse’nin kaleme aldığı Dinin Geleceği adlı eser, isminden de anlaşılacağı üzere dinin gelecekteki konumunu tartışmaya açan, fakat bunu yaparken aslında bugünün dünyasında dinin ne hâlde olduğunu gözler önüne seren bir analiz metni. Yazar, uzun yıllar boyunca sekülerleşme tezlerine mesafeli duran bir akademisyen olarak bu kitapta ciddi bir zihinsel dönüşüm yaşadığını açıkça ifade ediyor. Bu yönüyle kitap sadece bir fikir sunmakla kalmıyor, aynı zamanda yazarın kendi entelektüel muhasebesini de içeriyor. Okuyucu olarak bu samimiyeti hissetmek, metni daha inandırıcı ve dikkate değer kılıyor.
Kitap, baştan sona kadar Batı merkezli bir perspektifle ilerliyor. Ele alınan veriler, sunulan istatistikler, yorumlanan araştırmaların neredeyse tamamı ABD, İngiltere, Almanya gibi Batı ülkelerine ait. Hristiyanlık bağlamında şekillenmiş bu analizlerin genelleştirilerek “din” başlığı altında sunulması ise yer yer problemli bir algı yaratıyor. Zira İslam dünyasına dair istatistiksel ya da gözlemsel veri sunulmuyor. Oysaki günümüzde dinî dinamizmi en fazla koruyan alanlardan biri İslam coğrafyasıdır. Dolayısıyla bu yönüyle kitap, başlığına göre daha dar bir alana odaklanmış gibi görünüyor. “Batı’da Dinin Geleceği” gibi bir başlık, içerikle daha tutarlı olabilirdi.
Kitapta sunulan temel tez aslında şudur: Din, tarih boyunca insanın hayatına üç yönlü etki etti kurumsal, toplumsal ve bireysel. Fakat 2000’li yıllardan sonra bu üç cephede de etkisini kaybetmeye başladı. Geçmişte yaşanan savaşlar, salgınlar, doğal afetler insanları dine yönlendirirken, artık aynı olaylar örneğin 2020’deki pandemi böyle bir etki yaratmıyor. İnsanlar dine sığınmak yerine bilime, tıbba, devlete güveniyor. Bu durum, dinin sahip olduğu o eski “otorite”yi dramatik biçimde sarsmış